Kelime Kökeni: Zooloji
– Misk keçisi benzeri bir hayvan, lerce
Cümle içinde kullanımı: ” Bizim dağ eteklerimizde yabani lerci çoktur efendim yalnız yakalanmaz hırçındır. “
Kelime Kökeni: Zooloji
– Misk keçisi benzeri bir hayvan, lerce
Cümle içinde kullanımı: ” Bizim dağ eteklerimizde yabani lerci çoktur efendim yalnız yakalanmaz hırçındır. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Gemiyi sabitlemek için denize atılan büyük demir çapa, gemi demiri, çapa, çipo
– Yayvan ve kenarları geniş bakıp kap veya tepsi
Cümle içinde kullanımı: ” Uzaklardan geldiği belli olan gemini lengeri denize atılırken yorgun yolcular pruvaya çıkmış bekliyordu. “
Kelime Kökeni: özel ad
– Yengeç, seretan, pavurya, denizde yaşayan kabuklu bir böcek
Cümle içinde kullanımı: “Deniz böceği olan lengeci yemeyi severim ama kendim pişirirsem. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Pek iri ve büyük, çok iri ve kaba, kocaman, dev gibi
Cümle içinde kullanımı: ” Pörtlek gözleri lenduha vücuduyla masallardaki dev yaratıkları andıran bir görünüme sahipt. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Salına salına yürüme, edalı tavır takınma, naz ve cilve ile salınma, edalı yürüme
Cümle içinde kullanımı: ” Karşından bir yürüyüşü bir lenci var ki sanırsın padişahın nazlı gelini .”
Kelime Kökeni: Arapça
– El ile dokunup duyma, ellemek, dokunmak, dokunma ile duyulan, yapışmak
– Beş duyudan biri, dokunma duyusu
Cümle içinde kullanımı: “Gözleri köreldiğinden beridir anca lems ile çevresini tanıyabiliyor. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Bir yere veya yüzeye bir sıvının damlamasından veya kirli bir maddenin temasından oluşan benek, pislik, kir
– Tabii olarak veya bir arızadan dolayı meydana gelen benek, nişan, fakül
– Kusur, şöhret ve itibara gölge düşüren davranış, özür, namussuzluk, şaibe, yüz kızartacak durum
– Parlak yüzeylerde görülen kara benek, Güneş tekeri, Ay tekeri
Cümle içinde kullanımı: ” Bizler gururlu ve onurlu adamlarız namusumuza ve ailemize sürülecek bir leke ölümümüz olur. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Algılaması güçlü, anlayışlı olma, allek, zeki, açıkgöz
Cümle içinde kullanımı: “Siz de az lekânet değilsiniz efendim, baştan beri böyle olacağını biliyordunuz değil mi? “
Kelime Kökeni: Farsça
– Kırmızı boya çıkarmaya yarayan bir maden
– Aptal, sersem, ebleh, bön, ahmak, budala, avanak
– Arnavutluk ulusal para birimi, Yüz bin
Kelime Kökeni: Arapça
– Sana, senin için, senin hakkında, sen zamirinin yönelme durumu
Cümle içinde kullanımı: “Kadının arsızı erkeğin lek olanı ömür tüketir derler. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Damağın arkasında bulanan dile benzer küçük uzantı, küçük dil
Cümle içinde kullanımı: “Öyle bir kin ve nefret söylemiyle konuştu ki lehâm tutuldu. “