Kelime Kökeni: Arapça
– Ete özgü, etle ilgili olan
– Taze kırmızı et renginde yakut
Cümle içinde kullanımı: “Kasaplık hayvanların lahmî bol olsun besili olsun diye yemini özel hazırlıyoruz. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Ete özgü, etle ilgili olan
– Taze kırmızı et renginde yakut
Cümle içinde kullanımı: “Kasaplık hayvanların lahmî bol olsun besili olsun diye yemini özel hazırlıyoruz. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Dinî olmayan, din dışı, dinle alakası olmayan (kimse), dinsiz, dini inancı olmayan
Cümle içinde kullanımı: “Nasıl din kardeşlerimizi saygıyla başımızın üstünde taşıyorsak lâ-dînî olanı da saygıyla karşılamalıyız. “
Kelime Kökeni: Farsça-kûh+Arapça-î
– Dağ ile ilgili, dağla ilgili, dağa özgü
– Dağlı, dağda yaşayan kimse
– Dışarlıklı kaba kimse, taşralı
Cümle içinde kullanımı: “Şehir hayatında gözünü açan Kûhî olanı küçükser hor görür. ”
Kelime Kökeni: Arapça
– Kemalle alakalı, ağırbaşlı kimse, ergin evreye ulaşmış, kesret
– Olgun, yenecek duruma gelen meyve
Cümle içinde kullanımı: “Yaşça küçük olması kemâlî bir ruha sahip olmadığı göstermez canım, o çocuğun yüreği bizden de yaşlı.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Başıbozuk asker, savaş sırasında orduya katılan gönüllü er, sivil savaşçı
– Düzenli eğitim almadan acilen devşirilerek asker yapılan kimse
Cümle içinde kullanımı: “Sakarya muharebesine katılan karaçeriler vatan evladı olduklarını kurşunlara bağırlarını gererek gösterdiler. “
Kelime Kökeni: Farsça-îzid+Arapça-î
– Allah’tan gelen, Tanrısal, İlahî, Yaradana mahsus
Cümle içinde kullanımı:” Tüm dertler de dermanlarda Îzidî’den gelir, hastalıkta ondandır şifada ondandır. ”
Kelime Kökeni: Arapça
– Birlik oluşturma yanlısı kişi, birleşme
– Meşrutiyet döneminde İttihat ve Terakki Cemiyetinin üyesi olan onları savunan kimse
Cümle içinde kullanımı: “İttihat ve Terakki Fırkası ittihâdçıları ikinci meşrutiyetin ilan edilmesinde büyük rol oynamışlardır. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Kızartı ile ilgili, kızartma ile alakalı
Cümle içinde kullanımı: “Güneş dağların tepesinde doğarken gökyüzünü ihmirârî ederek kızıl bir renge boyuyordu. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Görme ve bakma ile alakalı olan
Cümle içinde kullanımı: “Elalemden duyduklarına itibar etmek yerine ibsarî yeteneğinle hareket etmen doğruyu bulmanı kolaylaştırır.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Ölünün arkada kalmış borçları, boyun borçları, farz ve vacip benzeri yükümlülükleri için dağıtılan sadaka, para
Cümle içinde kullanımı:“Rahmi beyin cenazesinden sonra abisi İsmet bey yoksullara Iskat Akçası dağıttı. “