Kelime Kökeni: Farsça
– Öldürülen, öldürülmüş, maktul
Cümle içinde kullanımı: “Cinayeti aydınlatacak bilgiyi güşte’nin evinde bulacaklarını düşünüyorlar. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Öldürülen, öldürülmüş, maktul
Cümle içinde kullanımı: “Cinayeti aydınlatacak bilgiyi güşte’nin evinde bulacaklarını düşünüyorlar. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Dogmacılık, dogmatizm
– Mutlak doğruluk ve hakikat içeren öğretilere, bilgilere ve savlara inceleme yada araştırma gerektirmediğini savunan inanç
Cümle içinde kullanımı: “Felsefe de bilginin mümkün olduğunu iddia edenlere dogmatik, bir diğer adıyla Nassiyye adı verilir. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Örme eylemi, dokuyan
Cümle içinde kullanımı: “Pamuktan ip yaparak geçimini bâfte’den sağlayan köylüler yazın pamuk tarlasında çalışırlar. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Gözün içindeki siyah kısım, gözbebeği
– Camdan yapılmış kap
– İdrar yapılan kap, ördek
Cümle içinde kullanımı: “Sevgilim, benim biricik karûre’m cilvene kurban olayım!”
Kelime Kökeni: Portekizce
– Olanaksıza duyulan büyük istek, imkansız şeylere duyulan heves, arzu
– Kaybedilen, yitirilen şeylere hissedilen hasret, özlem
Cümle içinde kullanımı: “Portekizce saudade; bir zamanlar bize ait olan ama kaybettiğimiz şeylere karşı duyduğumz kavuşma isteğini açıklıyorum. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Tatlı veya tuzlu durgun su, göl
Cümle içinde kullanımı: “Gittiği memleketlerde mutlaka buhayre kenarında çadır kurar. “
Kelime Kökeni: Japonca
Tatemae: Halkın topluma karşı gösterdiği yüzü ve davranışlarıdır. Gerçekte dışarıya ne gösterdiğiniz ile ilintilidir. Sosyal zorunluluklar olarak tanımlanabilir.
Honne: Bireyin kendi duygularıdır, gerçekte ne düşündüğü ve hakikati anlatır. Kişinin arzuları, fikirleri ve düşüncelerine verilen addır.
Cümle içinde kullanımı:”Honne ve tatemae, kişinin kendi duygularını baskılayarak toplum içerisinde gereken aldatıcı davranışları ve tutumu sergilemesi olarak görülmeltedir. ”
Kelime Kökeni: Farsça
– Henüz açılmamış
– Yüzü görünmemiş, yüzünü göstermemiş
Cümle içinde kullanımı: “Ahu revanım henüz peçesini indirip naşüküftesini göstermedi.”
– Kimyasallarla parlaklık kazandırılan iplik
– Parlak iple dokunmuş kumaş
Cümle içinde kullanımı: “Merserizeden yapılma örtü gözlerimi kamaştırıyor.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Ay gibi parlak çehre
– Ay kadar güzel yüzlü
Cümle içinde kullanımı: “Bir damla yaş olup mahçehrene düşüeyim sevduğum…”