Kelime Kökeni: Arapça
– Kuşların yumurtalarını bıraktığı kuluçkaya yattığı yer, kuş yuvaları
Cümle içinde kullanımı: “Dut ağaçlarına yapılmış evkâr da kırlangıç yumurtaları duruyor, yaz bitmeden hepsi uçar gider. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Kuşların yumurtalarını bıraktığı kuluçkaya yattığı yer, kuş yuvaları
Cümle içinde kullanımı: “Dut ağaçlarına yapılmış evkâr da kırlangıç yumurtaları duruyor, yaz bitmeden hepsi uçar gider. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Erkek ve kadın arasında arabuluculuk yapan kadınlara verilen isim.
Cümle içinde kullanımı: “Görücü usulü evliliklerin çoğunu dellâle denilen kadın ön ayak olurdu. “
Kelime Kökeni: Arapça
– İşrakıyye karşıtı
– Dünyanın ebedi, sonsuz olduğunu savunan felsefe, materyalizm, materyalistik
Cümle içinde kullanımı: “Dehriyye felsefesini savunan kişiler aynı zamanda ateizme yatkındır. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Levhateyn, ortadan menteşeli kitaplarda cilt veya kapak vazifesi görmesi için iki kanatlı çift sayfalara verilen isim
Cümle içinde kullanımı: “Eski sahifelerde bulunan deffeteynler kitapların sayfalarının dağılmasını önlemeye yardımcı olarak sayfaları bir arada tutardı. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Çarpan, vuran, döven
Cümle içinde kullanımı: ” Mahmut’un eli ağırdır, kendisine saygısız davrananlara karşı da dâriptir.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Keçi yavrusu, oğlak
– Zodyak üzerinde Yay ile Kova burcu arasında kalan burç, Oğlak burcu, Oğlak takımyıldızı, cedi
Cümle içinde kullanımı: “Astronomide yer alan cedy, geleceğini planlamaya düşkün bir burçtur. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Hak aramak yerine galip çıkmak için yapılan çekişme, tartışma, niza, münakaşa
– Kavga, savaş, çekişme, münazaa
Cümle içinde kullanımı: “Sözle başlayan cedelin sonu karakolda sonlandı. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Suçlu, kabahat işlemiş kimse, mücrim
– Ayıplama, kınama, azarlama, takbih
– Yağmursuzluk, kuraklık
Cümle içinde kullanımı: İş yerindeki laubali tavırları nedeniyle cedep cezasını hak etmişti. ”
Kelime Kökeni: Arapça
– Azmetmek, çalışıp çabalamak, gayret göstermek
Cümle içinde kullanımı: “Eğer cehd eylersen, Allah mükafatını verecektir oğlum.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Müsait, elverişli, uygun, tam vakti
Cümle içinde kullanımı: “Cedâret vakti gelmişken, yürümekten korkma. Dağlar önünde yola gelecek yiğidim.”