Kelime Kökeni: Arapça-ünlem
– Vallahi hayır, vallahi ve billahi olmaz
Cümle içinde kullanımı: “Yeminler olsun, lâ-v’Allah bu kadını evimden bacamdan içeri sokmam. “
Kelime Kökeni: Arapça-ünlem
– Vallahi hayır, vallahi ve billahi olmaz
Cümle içinde kullanımı: “Yeminler olsun, lâ-v’Allah bu kadını evimden bacamdan içeri sokmam. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Yalanacak, yenilenecek macun
– Yalanmış madde
– Luûk eş anlamlısı
Cümle içinde kullanımı: “La’uk elma şekerleri panayırın en fazla satılan şekerlemelerinden biri. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Şamar, dayak, tokat, patak, kötek
Cümle içinde kullanımı: “Anamın yalan söyleyen evlatlarına attığı latma meşhurdur, beş parmağının izi suratımızda gül gibi açar. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Tokat vurma, şamar, beşkardeş
– Karıştırmak, yapıştırmak
Cümle içinde kullanımı:“Bey babamın yüzüme aşk ettiği latm beni yüz üstü yere düşürdü “
Kelime Köken: Arapça
– Misk, güzel koku, misk kokusu
– Attarlar pazarı, güzel koku konulan kap
Cümle içinde kullanımı: ” Kervandan aldığım nadide latîmenin içini gül suyu ve kokusuyla doldurdum. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Latife yapmayı seven, latife etmeyi bilen kimse
– Şaka yapmayı seven, şaka yapan kimse, şakacı
Cümle içinde kullanımı: ” Latîfeci üslubunuza hayranım efendim maşallah.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Yumuşak, şirin, hoş, güzel, zarif, nazik, narin
– İnce bir güzelliği olan (kimse)
– Allah’ın adlarından biri
– Nahoş karşıtı, kaba karşıtı, çirkin karşıtı
Cümle içinde kullanımı: “Bu ne zariflik, bu ne asalet bu ne latîf bir endam hanımefendi!”
Kelime Kökeni: Arapça
– Kir, leke, kirliliği gösteren iz
Cümle içinde kullanımı: “Kazanın üstündeki lathaları toprak sürterek çıkartmayı denedik ama çıkmadı. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Şefkatli, merhametli, sevecen, müşfik
– Gaddar karşıtı
Cümle içinde kullanımı: “Sevdiğimin güzel yüzü bir yana latfân yüreğine aşık oldum, ondaki sevgi her zaman okyanus kadardır. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Zühre yıldızının ismi, çoban yıldızı, venüs
– İslamiyetten önce Kâbe’de bulunan putlardan birisinin adı