Kelime Köken: Arapça
– Bölünemez, parçalara ayrılamaz, parçalanmaz, ayrılmaz
Cümle içinde kullanımı: ” Bu sevda benden koparılamaz lâ-yetecezzâ edilemez!”
Kelime Köken: Arapça
– Bölünemez, parçalara ayrılamaz, parçalanmaz, ayrılmaz
Cümle içinde kullanımı: ” Bu sevda benden koparılamaz lâ-yetecezzâ edilemez!”
Kelime Kökeni: Arapça
– Değiştirilemez, değiştirilmesi mümkün olmayan
Cümle içinde kullanımı: ” Bir ülke için lâ-yetebeddel olan bayraktır, hiçbir surette teklif dahi götürmez!”
Kelime Kökeni: Arapça
– Ayrılamaz, parçalanamaz, bölünemez, koparılamaz, bütünlüğü bozulamaz
Cümle içinde kullanımı: “Türk toprakları hiçbir sebep ve teşebbüsle lâyenfekk edilemez!”
Kelime Kökeni: Arapça
– Memnun olmayan, münasip olmayan, layık olmaz
Cümle içinde kullanımı: ” Tüm bu mala mülke rağmen lâ-yenbagi babamın aklından zoru olmalı. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Ölmezlik, ölmez olma durumu, ölümsüzlük, ebedilik, sonsuzluk
Cümle içinde kullanımı: “Yer yüzündeki beşeri olan tüm canlılar ölümü tadacaktır, lâ-yemûtiyyet vasfı sadece Tanrıya aittir. “
Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– Ölümsüz, ölmez, ölmeyen, kalıcı olan, ebedi, hiçbir zaman ölmeyen olan
Cümle içinde kullanımı: ” Sana olan saygım ve sevgim lâ-yemûttur, ne tükenebilir ne de son bulabilir. “
Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– Geçilmez, aşılmaz
Cümle içinde kullanımı: “Çanakkale cephesi vatan sevgisi yüzünden lâ-yefut aman vermez bir topraktır. “
Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– Uygun değil, müsaade verilmez, caiz değil, yakışmaz, olamaz
– Aykırı, mugayir, ters
Cümle içinde kullanımı: ” Hısım olan ailelerin birbirinden kız alıp vermeleri lâ-yecûz sayılmaktaydı. “
Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– Anlamsız, boş, gereksiz, manasız, yararsız, yersiz
Cümle içinde kullanımı:” Aşk-ı Memnu’daki Bihter’in sevdası nasıl lâ-ya’ni ise Behlül’ün sevdası da o kadar tahammülsüz bir oyalanma idi. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Fikir beyan edilmediği durumlarda söylenen cümle
– Ne evet ne hayır, yorum yok
Cümle içinde kullanımı: “Korktuğum başıma geldi lâ ve ne’am katiyen bir şey söyleyemem “