Kelime Kökeni: Sıfat
– İçinde acı bulunan, tadı acı olan
– Acısı olan, kederli, elemli, yaslı, üzüntülü, mükedder
Cümle içinde kullanımı: ” Çocuğunu kaybetmiş acılı bir anneyle bu tarz konuşmak yakışık almaz. “
Kelime Kökeni: Sıfat
– İçinde acı bulunan, tadı acı olan
– Acısı olan, kederli, elemli, yaslı, üzüntülü, mükedder
Cümle içinde kullanımı: ” Çocuğunu kaybetmiş acılı bir anneyle bu tarz konuşmak yakışık almaz. “
Kelime Kökeni: Nesnesiz eylem
– Acılık oluşmak, acı olmak, acılışmak
– Üzülmek, acıya kapılmak, acıya düşmek, üzüntüye düşmek, üzülmek
Cümle içinde kullanımı: ” Acılanmak ve kedere boğulmak o kadar kolay ki, insan bir an yeis duygulara dalıveriyor.”
Kelime Kökeni: ad-mecaz
– Dedikodu, kılükal
– Kötü söz, sözle incitme, dil yarası
Cümle içinde kullanımı: “Acı dilinle hiçbir insan arasında yer tutamazsın.”
Kelime Kökeni: Zarf-halk ağzı
– Azıcık, pek az, çok az
– Az miktarsa, kısa bir süre
– Az buçuk, tek tük, kalil, endek
Cümle içinde kullanımı: “Acıcık saadet bile bizde güzel görünmezken büyük mutlulukları nasıl tahayyül edeyim.”