Kelime Kökeni: Farsça
– Gönül çalan kişi
– Maşuk, sevgili
Cümle içinde kullanımı: “Canımın içi, dildar’ım naz etme artık, yorma yaralı yüreğimi.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Gönül çalan kişi
– Maşuk, sevgili
Cümle içinde kullanımı: “Canımın içi, dildar’ım naz etme artık, yorma yaralı yüreğimi.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Güzel koku
– Yaprakları hoş kokan sardunyagillerden bitki
Cümle içinde kullanımı: “Morumsu pembe renkteki ıtır çiçeği mis kokusuyla bahçemizi şenlendirdi. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Ramazan Bayramı, Şeker Bayramı
– Hicri takvime göre onuncu ayın il üç gününde kutlanan dini bayram
Cümle içinde kullanımı: “Kutlu aylara yaklaştık, Ayd-ül Fitr günü tüm Müslümanların bayramıdır.”
–
Kelime Kökeni: Arapça
– Sarhoş olma
– Kendinden geçme
– Can çekişme, ölüm anı
Deyim: Sekerât-ı mevt – Sekerâtü’l-mevt
Cümle içinde kullanımı: Sekerat anında soğuk terler döken beden, ruhtan ayrılmamak gayesine düşse de ne fayda.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Güzel yürüyüşlü
– Gidişi güzel
Cümle içinde kullanımı: “Parmak uçlarında tıpkı hoş bir meltem, hoşreftar gibi yollardan esip geçerdi. “
Kelime Köken: Arapça
– Birbirini karşılıklı sevme, aşıktaş olma, sevişme durumu
Cümle içinde kullanımı: “Sevgilim, bu gece yüreğimizi bir kenara bırakarak muaşaka eden bedenlerimize sarılalım.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Çok olan, büyük ve aşırı
– Bol
Cümle içinde kullanımı: “Ne kadar büyük, ne kadar mebzul ise dert, insan o denli güçlü oluyor.”
Kelime Kökeni: Türkçe
– Davranışları kaba olan kişi
– Biçimsiz, özenden ve estetikten yoksun, kaba görünümlü
Cümle içinde kullanımı: “Marangozun işinin ehli olmadığını kubat, vasıfsız görünümlü dolaplardan anlamak mümkün.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Göz, bakış, bakma,
– Bakışıyla nazar etme
Cümle içinde kullanımı: “Yeşil rengi gözleriyle nigah etmeden duramaz. ”
Kelime Kökeni: Arapça
– Kara duygu, melankoli, kuruntu yapma
– Kara sevda, Ümitsiz sevda
Cümle içinde kullanımı: ” Mektuplarında malihülya diyerek seslendiği sevgilisi, bir kerecik cevap yazmadı garibe.”