Kelime Kökeni: Arapça
– İyilik yapmayı seven kimse, hayırsever
– Kokusu çok olan, kokulu
Cümle içinde kullanımı: “Rahmetli iyilikle dolu neffah birisiydi, toprağı bol olsun.”
Kelime Kökeni: Arapça
– İyilik yapmayı seven kimse, hayırsever
– Kokusu çok olan, kokulu
Cümle içinde kullanımı: “Rahmetli iyilikle dolu neffah birisiydi, toprağı bol olsun.”
Kelime Kökeni: Arapça-nasîhat, Farsça-âmîz
– Ders alınacak söz, öğüt alınacak söz
Cümle içinde kullanımı: “Feyz al, nasîhat-âmîz dinle; insan hatalarından da yanlışından da dönen bir canlıdır.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Aklama, temize çıkma, suçsuz olduğunun ortaya çıkması
Cümle içinde kullanımı: “Yeğenim mahkeme tarafından ibrâ edildi, bende rahat bir nefes alabildim sonunda. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Göz yaşı akıtma, ağlama, ağlamak eylemi
Cümle içinde kullanımı: “Niçin ibtika edersin be küçüğüm, yazık değil mi bu yaşlara?”
Kelime Kökeni: Arapça
– Peşpeşe iade etmek, sırasıyla geri çevirmek
– Kuşlar, omurgalı hayvanlardan geniş bir grup
Cümle içinde kullanımı: “Yaz bitimine yakın göçmen tuyûr sürüleri semayı süsleyecek.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Açık gri mavimsi metal, Çinko
– Gözleri öne çıkarmak için çekilen sürme
Cümle içinde kullanımı: “Peçenin ardında görünen tûtiyâ sürdüğü kara gözlerinde tereddüt yoktu.”
Kelime Kökeni: Fransızca
– Konuşma ve şarkı söyleme anında doğru tonu ayarlayarak sesin yüksekliğini, alçaklığı ve derecesini denetleyebilme, tam sesi verebilme
– Cümlenin yapısına göre kelimelerde, hecelerde ve büyük kelime gruplarında seslerin yükselerek alçalması, dinleyicilere konuşmacı tarafından ses perdesiyle duyguları geçirebilme
Cümle içinde kullanımı: “Sertap Erener’in eğitimli bir ses olduğu şarkı söylerken harika bir entonasyon gösterisi yapmasından belli. “
Deyim
Eyyam: Güzel günler, elverişli vakit, gündüzler
– Hareketlerini ve davranışlarını duruma göre ayarlayarak büyüklere, makamı olan kişilere hoş görünüp yaranan kişi
Cümle içinde kullanımı:“Merak etme o böyle usta bir Eyyam ağası olduğu müddetçe sırtı yere gelmez dört ayak üstüne düşer. “
Deyimler
– Göz dağı veren, çalımlı konuşan, atıp tutan kişiye karşı sözlerinin değeri olmadığı, aldırış edilmediği anlamındaki söz.
Cümle içinde kullanımı: “Cart kaba kağıt, sen bunları külahıma yuttur!”
Deyim
– Argo manada ölmek
– Can vermek, hayatı sona ermek, ölmek
Cümle içinde kullanımı: “Eh sonu ne olacak belli bir köşede cartayı çekecek nihayetinde. “