Kelime Kökeni: Arapça
– Nehir ağzı, ırmak ağzı
Cümle içinde kullanımı: “Gürül gürül akan suyun ötesinde lücme dibinde duran insan silüeti garip bir şekilde görünüyordu.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Nehir ağzı, ırmak ağzı
Cümle içinde kullanımı: “Gürül gürül akan suyun ötesinde lücme dibinde duran insan silüeti garip bir şekilde görünüyordu.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Kolay işlenebilir değerli maden, gümüş
Cümle içinde kullanımı: “Lüceyn kolyeler ve halhallar bir dönemin çok değerli takılarıydı.”
Kelime Kökeni: Arapça-lücec çoğul biçimi
– Derin su, engin, derya, açık deniz
– Kalabalık, güruh, derinti, kısım
– Gümüş ayna
Cümle içinde kullanımı:” Mavinin en koyu tonu lücce de toplanmıştır şimdi, bir de gün batımı süslemiştir semayı.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Kalabalık, topluluk, cemiyet, camia, cemiyet, toplum
Cümle içinde kullanımı: “İslamiyet bayrağını taşıyan lüc ve dindaşlarımız gönül kardeşimizdir.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Keçeden yapılmış kumaşlar
– Yapışmak
– Kuşun göğsü üstüne çöküp yatması
Cümle içinde kullanımı: ” Deve kuşu kızgın çöl kumu üstüne lübud edip dinlenmeye başladı. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Giymek işi, giymek eylemi
Cümle içinde kullanımı: ” Kara peçeyi lübs edip yüzüne, günün karanlığına hüzünle çıkmışsındır.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Öz ile, lübbe ait, içle ilgili, derunı
Cümle içinde kullanımı: ” Tükenmişlik beden değil lübbî temellere dayanır.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Şişmanca, kilolu, tombul, etli, etine dolgun
Cümle içinde kullanımı: “Kümesten en güzelini en lübbâhiyye tavuğu seç gel akşama pişirelim.”
Kelime Kökeni: Arapça-lübbü,lübbi, elbâb çoğul biçimi
– İç, öz, ruh, derun, yürek
– Aklıselim, sağduyu, akıl
– Her şeyin en güzeli, her şeyin en iyisi
Cümle içinde kullanımı: “Hayatın tatlı yanına, insanın lüb olanına denk gelesin güzel kızım.”
Kelime Kökeni: Arapça
Yalanacak, yenilecek macun
Cümle içinde kullanımı: “Bitki özlerinden yapılma lu’ûk her derde deva diyorlar ama bende işe yaramadı.”