Kelime Kökeni: Arapça-zarf
– Uygun olarak, yaraşır olma
Cümle içinde kullanımı: “Mecnun aşkın nârında erir biterken Leyla’ya alâ-vefk çöllere düşmüştür.”
Kelime Kökeni: Arapça-zarf
– Uygun olarak, yaraşır olma
Cümle içinde kullanımı: “Mecnun aşkın nârında erir biterken Leyla’ya alâ-vefk çöllere düşmüştür.”
Kelime Kökeni: Arapça-zarf
– Üzere
– Amacıyla
– Şartıyla
Cümle içinde kullanımı:“Riyakar olmamak alâ-vechiyle bildiklerimin vebaline susarak katlanacağım.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Alev, alaz, şule
Cümle içinde kullanımı: ” Ahşaptan yapılma köşk gözlerimizin önünde âlâveye kapılıp kül olup gidiverdi.”
Kelime Kökeni: Ad
– Alev
– Kadın ismi
– Ateşten çıkan parlak yanar hava, yalım, alaz
Cümle içinde kullanımı: ” Bilmezdim bu derde düşmeden meğer yürek de alav alır için için tütermiş.”
Kelime Kökeni: Ad
– Güneşin batışını 12 olarak benimseyen saat sistemi
– Ezanî saat
Cümle içinde kullanımı: “Alaturka sâ’ati kullanan kimse kalmadı deme, günü 12 olunca sıfırlayıp başa çekmiyor muyuz?”
Kelime Kökeni: Latince
– Ölüm oranı
– Kaba ölüm oranı
– Bir nüfus da toplumun bir yılda ki ölüm oranı ile her 1000 kişi üzerinden hesaplanan ölüm oranıdır.
Cümle içinde kullanımı: “Nüfusbilimciler toplumların doğum oranları kadar mortalire oranlarını aynı dikkatle incelerler. “
Kelime Kökeni: Fransızca
– Biçimsel olmayan, şekli olmayan
– Eğitim alanında resmi olmayan, usule uymayan
Cümle içinde kullanımı: ” Toplumların gerek kültürlerinde ve aldıkları göçler nedeniyle enformel ve anonim farklılıkları mevcuttur.”
Kelime Kökeni: İtalyanca- ala turca
– Türk usulüne göre
– Türk usulünü benimsemiş kimse
– Doğu tarzı
– Osmanlı dönemi saat sistemi, alaturka saat
Cümle içinde kullanımı: ” Şeyhin evi alaturka tarza döşenmiş olduğundan batıya dair izler görmek imkansız.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Kesici aletler, yaralayıcı aletler
Cümle içinde kullanımı:” Sabi sübyan varken ulu orta yerde alat-ı cariha unutulup bırakılmaz. “
Kelime Kökeni: Arapça-âlet çoğul biçimi
– Aletler, araçlar, aygıtlar
Cümle içinde kullanımı:” Kağnı yapmada kullanılan âlâtları getir de bir an önce atları yola koşalım.”