Kelime Kökeni: Zarf
– Onlar gibi
Cümle içinde kullanımı: ” Anlarcılayın yapamam ben, masumların ahına girmek benim kanıma dokunur.”
Kelime Kökeni: Zarf
– Onlar gibi
Cümle içinde kullanımı: ” Anlarcılayın yapamam ben, masumların ahına girmek benim kanıma dokunur.”
– Anlaşılmak
– Takdir olunmak
Cümle içinde kullanımı: “Hayatımın herhangi bir döneminde anlanmadığımı seziyorum ne acı!”
Deyim
– Gizlice göz atmak
– Sezdirmeden bakmak
Cümle içinde kullanımı: ” Anlamayu bakarak arkasından dolandım, bu kayınço bizden bir şeyler gizliyor. “
– Akıl erdirmek, idrak etmek
– Soruşturma, araştırma ile öğrenmek
– Duymak, sezmek, hissetmek
– Farkına varmak
– Başka birisinin duygularını hissetmek, doğrulamak
Cümle içinde kullanımı: ” Sen henüz anlamak ile bilmek arasındaki ince çizgiyi göremiyorsun.”
Kelime Kökeni: Sıfat
– Anlayışsız, ferasetsiz, anlayışı kıt
Cümle içinde kullanımı: ” Anlamadum, vurdum duymaz insanlardan hiç hoşlanmam zaten.”
Kelime Kökeni: Sıfat
– Zeki, zeyrek, zekası olan
– Anlayışlı, ferasetli, izanlı
Cümle içinde kullanımı: ” Anlağan insana derdini anlatırdın da bunun gibi insaftan yoksun olanlara halinden bahsedemezsin.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Ankebut
– Örümcek
– Sekiz ayaklı böcek
Cümle içinde kullanımı:” Doğu Anadolu’da sarıkız denilen aşırı zehirli ankût
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Yakın zamandan beri
Cümle içinde kullanımı: ““Ankâ-yı lâ-mekân harici böylesi bir mutluluk rivayet edilmemişti.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Allah, Mevla, Yaradan
Cümle içinde kullanımı: “Ankâ-yı Lâ-mekân bizim tek koruyucumuz tek sahibimizdir.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Bile bile, bilerek, kasten, isteyerek
Cümle içinde kullanımı: ” An-kasdin yaptığın eylemlerin sonucuna da seve seve katlanacaksın.”