Kelime Kökeni: Arapça-âsi+Farsça-yân
– Asiler, isyancılar
Cümle içinde kullanımı: ” Ordunun içinden çıkan âsiyân gece baskında yakalanıp zindanlara atıldı.”
Kelime Kökeni: Arapça-âsi+Farsça-yân
– Asiler, isyancılar
Cümle içinde kullanımı: ” Ordunun içinden çıkan âsiyân gece baskında yakalanıp zindanlara atıldı.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Su değirmeni
– Öğütme yapılan yer
Cümle içinde kullanımı: ” Eski âsiyâb çalışıyor gibi görünüyor istersen bir gidip bakalım.”
Kelime Kökeni: Sıfat
– İstanbullu
Cümle içinde kullanımı: ” Âsitâneli bir hanımın bu gün bizi ziyaret edeceği söylendi.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Dergah, eşik
– Devlet kapısı
– Başkent
– Büyük tekke
– İstanbul
Cümle içinde kullanımı: ” Âsitâne kaymakamı gibi niye gerim gerim geriliyorsun hayırdır?”
Kelime Kökeni: Arapça
– Bir efsaneyi anlatan kimse
– Zor, güç, müşkül, sıkıntı
Cümle içinde kullanımı: ” Şayet buralarda âsir bir duruma düşecek olursan kapısını çalacağın ilk kişi benim.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Kabahatli, suçlu, mücrim
– Mani, engel, müşkül
Cümle içinde kullanımı: ” Bizzat bahsi geçen kişinin âsim olduğunu teyit edebilir yeminli ifade de bulunabilirim.”
Kelime Kökeni: Arapça-asîl+Farsça-zâde
– Soylu ve görgülü bir aileye mensup olan kimse
– Köklü bir aileden gelen kimse
Cümle içinde kullanımı: “Asîl-zâde bir beyefendiye benziyordu nereden bilebilirdim elinin uzun olduğunu.”
Kelime Kökeni: Ad
– İtaatsizlik
– Günahkarlık
– Haydutluk
– isyankarlık
Cümle içinde kullanımı: ” Bunca verilen eğitim ve terbiyeye istinaden hala bir parça içinde âsîlik barındırıyor.
Kelime Kökeni: Arapça-zarf
– Soylulara yaraşır biçimde
– Asillere yakışır tarzda
Cümle içinde kullanımı: ” Asîlâne tavırlarıyla bütün salonun ilgisini üstüne topladığının farkındaydı.”
Kelime Köken: Arapça
– İkindi ile akşam arası
– Soylu, erdemli, necip, asaletli, kişizade,
– Saygı uyandıran, takdir toplayan
– Sağlam, dayanıklı
– Has
– Terbiyeli, edep sahibi
Cümle içinde kullanımı: ” Biraz sonra sizinle tanıştıracağım kadın aslen asîl bir aileye mensup Avrupai bir kadındır.”