– Ağzına gelen her şeyi söylemek.
– Ölçüsüz ve dikkatsiz konuşmak.
– Sakıncalarını umursamadan her şeyi dile getirmek.
Cümle içinde kullanımı:” Senin bu oğlanında hiç mi hiç ağzının perhizi yok.”
– Ağzına gelen her şeyi söylemek.
– Ölçüsüz ve dikkatsiz konuşmak.
– Sakıncalarını umursamadan her şeyi dile getirmek.
Cümle içinde kullanımı:” Senin bu oğlanında hiç mi hiç ağzının perhizi yok.”
Kelime Kökeni: Ad
– Korku
– Gözleri açık bakakalma
– Hayret
– Göz akları görünecek biçimde açma
– Tehlikeye karşı duyulan endişe
Cümle içinde kullanımı: “Yalan yok yüzündeki belin ifadesi gerçekleri açıkça gösteriyor ki ölüm bir adım yakasındaydı.”
– Sert sözlerle birlikte ona haddini bildirmek.
– Yapmış olduğu davranışların ardından ona sert bir tavırla susturmak, konuşmasını engellemek.
Cümle içinde kullanımı: ” Ona ağzının payını vermişti yaptığı onca şeyin ardından.”
Kelime Kökeni: Ad
– Nişan
– Örnek
– Silahlık
– Tirkeş
– Okluk
– İz
– Sadak
– Ok kabı
Cümle içinde kullanımı: “Belik ile birlikte ortaya çıkan savaşçı gözlerindeki azimle düşmanına göz açtırmayacaktı.”
– Oruçlu olarak.
– Ağzı kapalı olaraktan.
Cümle içinde kullanımı: ” Dedem de ağzının mührü ile bize taş çıkartıyor resmen.”
Kelime Kökeni: Arapça-belîg+Farsça-âne
– Belig olana yakışır biçimde
– Beliğcesine
– Açık ve düzgün olarak
Cümle içinde kullanımı: “Belîgâne bir yazım ve anlatış üslubuna sahip biriyle bu işi kotarabileceğimize inanıyorum.”
– Bir kişinin sevmediğin davranışlarına katlanmak.
– Bir kimsenin çekilmez tavırlarına katlanmak.
Cümle içinde kullanımı:” Yine tüm gün patronun ağzının kokusunu çektik artık sıkılmıştım bu durumdan.”
– Yaptığı bir olayın ardından karşısındakine hak ettiği dersi vermek, yaptığına pişman etmek, haddini bildirmek.
– Ağzının payını vermek.
Cümle içinde kullanımı: ” Ona yaptıklarından sonra ağzının kalayını vermişti bizim çocuk.”
– Birinin söylediği şeyleri dört gözle, dikkatlice ve zevkle dinlemek.
– Onun söylediklerine göre davranmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Onun ağzının içine bakarken kaybolup gitmiştim kendisinde.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Bol
– Çok
– Düzgün ve sanatlı yazan kimse
– Yazma becerisi olan kimse
Cümle içinde kullanımı: “Hattat sanatına iyi bir belîg ustasıysan başlamalısın diğer türlü çok zor.”