– Değeri kendisinden daha da aşağıda olmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Yaptığın iş senin ayağının pabucu değil bunu sende biliyorsun.”
– Değeri kendisinden daha da aşağıda olmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Yaptığın iş senin ayağının pabucu değil bunu sende biliyorsun.”
– Dengi olmayan bir kimseyle evlenmek.
– Haddinden fazla bir kimseye değer göstermek, vermek.
Cümle içinde kullanımı: ” Bu kadın bırak artık böyle devam edersen ayağının pabucunu başına giyeceksin.”
– Eşini boşamak.
– Sıkıntılı durumdan çıkmak, rahatlamak.
– Özgürce davranışlarını etkileyen, engelleyen bir kimseden uzaklaşmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Şu lanet kadından kurtulmuştun sonunda ayağının bağlarını çözmeyi becerebildin.”
– Çok yavaş hareket etme hali.
– Hızlı hareketlerde bulunmayan kişiler için söylenen bir söz.
Cümle içinde kullanımı: “Ayağının altında yumurta mı var senin az hızlan ya.”
Kelime Kökeni: Ad
– Kadınların yüzlerine güzellik için kullandıkları düzgünlük
Cümle içinde kullanımı: “Ev hanımlarının hazırladığı bezegi güzellik sırlarından biridir.”
– Kendisinin o an olduğu yerden çok daha aşağıda görmek.
– O yer kendi bulunduğu yerden aşağıda kaldığı için rahatça görünmek.
Cümle içinde kullanımı: ” Tüm şehir ayağının altındaydı her köşe başında bir tanıdığı vardı her yere eli uzanıyordu.”
– Acımasızca, tekmelerle kıyasıya dövmek.
– Çiğnercesine dayak atmak.
– Bir şeyi küçük görerek ondan faydalanma yoluna gitmemek, o şeyi tepmek.
Cümle içinde kullanımı: ” Seni küçük yaramaz seni bir yakalayayım ayağımın altına alacam seni, kaçma dur artık!”
– Bir yere uğramaz yolu düşmez olmak.
– Bir kimseyi bir yere gitmeyecek, uğramayacak hale getirmek.
Cümle içinde kullanımı: ” Bana yaptıkları son kazığın ardından ayağımı kesmiştim ne gördüm onları ne de duydum onlardan bir şey.”
– Bir yol bulup bir kimseyi işinden etmek, kovdurmak, attırmak.
– Bir kişinin görevinden alınmasına sebebi olmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Ben bu şirketin 20 yıllık çalışanıyım tek sözümle ayağını kaydırırım dikkat et laflarına.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Yoksul
– Fukara
– Fakir
– Zavallı
– Çıban başı
– Yara
– Hamur topağı
– Şişlik
Cümle içinde kullanımı: “Kınalı elleriyle ateşin başında beze tutan gelin yeni kurmuş olduğu yuvadan umutlu gülümseyerek erine ekmek pişiriyordu.”