Kelime Kökeni: Ad
– Ağaç ve tahta kesmeye yarayan testerenin büyüğü
– Saraç bıçağı
– Dişli bıçak
– Büyük testere
– Motorlu testere
Cümle içinde kullanımı: “Bıçkıyla bahçeye giren bahçıvan kurumuş ağaçların gövdesine hiç acımadan vurdu.”
Kelime Kökeni: Ad
– Ağaç ve tahta kesmeye yarayan testerenin büyüğü
– Saraç bıçağı
– Dişli bıçak
– Büyük testere
– Motorlu testere
Cümle içinde kullanımı: “Bıçkıyla bahçeye giren bahçıvan kurumuş ağaçların gövdesine hiç acımadan vurdu.”
– Sıkıntı veren durumlar için çözüm aramaktan çok yorulup düşünme gücünü yitirecek duruma gelmek.
– Fazla gürültü veya çok konuşanı dinleme zorunda kalmışlığından kaynaklı kafası yorulup rahatsızlanmak.
– Kafası şişmek.
Cümle içinde kullanımı: ” Valla baş beyin kalmadı bende ne kadar çene dövdün öyle sen.”
– Bir kimseye musallat olup ona sıkıntı, dert tasa veren ve bir türlü ondan uzaklaştırılamayan kişi ya da şey.
Cümle içinde kullanımı: ” Sen ne baş belası biri çıktın ya her geldiğin ortamın altından girip üstünden çıkıyorsun.”
Deyim
– Bıçak kemiğe dayanmak
– Elden bir şey gelmemek
– Katlanamayacak raddeye gelmek
Cümle içinde kullanımı: “Bıçak sünüğe ermişken de get başka bir şey deme bana.”
– Birbirlerinin düşüncelerinden yararlanmak üzere bir araya gelip konu hakkında tartışmak.
– İki veya daha çok kimse bir kenara çekilip konuşmak.
– Dayanışmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Baş başa verip şu önümüzde duran bu büyük engeli birlikte çözmeliyiz.”
Kelime Kökeni: Ad
– Kesici alet
– Delici alet
– Ağzı keskin silah
Cümle içinde kullanımı: “Bıçak kemiğe dayandı artık ne yaparsak yapalım boşa kürek çekiyoruz.”
– Bir konuyu özel konuşmak üzere bir kişiyle yalnız kalmak isteyen kişilerin yanlarında olan kişilerin gidip o iki kişinin bir başlarına bırakmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Arkadaşlar biz derenle baş başa kalsak iki üç dakika geleceğiz hemen yanınıza.”
Kelime Kökeni: Arapça-bezzâz+Farsça-istân
– Bedesten
– Esnaf çarşısı
– Mahfuz çarşısı
– Kıymetli eşyaların ve kumaşların satıldığı yer
Cümle içinde kullanımı: “Bezzâzistân da en çok çeyizlik alışveriş yapan yeni evlenecek kızları ve ailelerini görürsünüz.”
– Rahat bir şekilde konuşmaları için konuşanları yalnız bırakmak.
Cümle içinde kullanımı: “Biz sizi baş başa bırakalım rahat rahat konuşun ikiniz.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Manifaturacı
– Kumaş alıp satan kimse
– Kumaş çarşısında bulunan dükkan
– Manifatura eşyası satılan yer
– Her türlü dokuma satılan yer
Cümle içinde kullanımı: “Bezzâz çarşısında adım atılmadık yer bırakmadığımız halde aynı değerde ipek kumaş bulamadık.”