– Hoşnut olmamak.
Cümle içinde kullanımı: ” Başım hoş olmamıştı bu yaptığının ardından.”
– Hoşnut olmamak.
Cümle içinde kullanımı: ” Başım hoş olmamıştı bu yaptığının ardından.”
Kimsenden bir izin talebi olmadan gezip duran.
Cümle içinde kullanımı: ” Valla senin de başın göl, ayağın sal bir yerinde durduğun yok.”
Kelime Kökeni: Ad
– Nefret
– Bezme
– Usanma
– Bıkmış olma
– Gına gelmesi
Cümle içinde kullanımı: “Sürekli aynı şeyleri dinleyip yazmaktan bıkkınlık geldiğini söyledim üzerine alındı.”
– Uğraş vere vere layık olmadığı şeyi elde ettiğinde fazlasıyla sevinip böbürlenmek.
Cümle içinde kullanımı: ” Başın göğe erdi mi sonunda aldın tüm şirketin hisselerini umarım mutlusundur.”
– Üstü sis bürümüş dağ.
– Sevdadan veya içkiden sarhoş olmuş kişi.
– Kafası dumanlı.
Cümle içinde kullanımı: ” Bizimki yine fazla kaçırmış içkiyi baksana başı dumanlı yine.”
– Görkemli bir şey karşısında şaşırmak.
– Sıkıntı meydana getiren bir durum karşısında bunalmak.
– Çevresi dönüyor, kayıyor duygusu içinde dengesini yitiriyor gibi olmak.
– Dengesini yitirmek, gözleri kararmak; çevresi kararıyor, dönüyor, kayıyor duygusu içinde sarsılmak.
– Para veya makam sebebiyle şaşırıp şımarmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Bir anda yerimden kalkınca başım dönmüştü, gözüm kararmıştı.”
Kelime Kökeni: Sıfat
– Bezginlik
– Usanmış
– Bezmiş
– Dertlenmiş
– Gına gelmiş
Cümle içinde kullanımı: “Bıkkın ve usanç veren işlerden yakamı sıyırmak için başka şehre gitmeyi düşünüyorum artık.”
– Huzur içinde olmak, kaygısı, tasası bulunmamak.
Cümle içinde kullanımı: ” O kadar rahatlamıştım ki başım dinç gözüm açığım.”
– Çok sıkıntılı bir durum içinde olmak.
– Üzücü, güç bir durum içinde olmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Başın dertten eksik olmuyordu senin ne zaman kurtulursun bu işlerden bilmiyorum artık.”
Kelime Kökeni: Ad
– Usanç
– Bezginlik
– Melal
– Bıkma
– Bıkkınlık
– Can sıkıntı
– Dert
Cümle içinde kullanımı: “Bıkındı veren insanı hayatından çıkarıp at ki kurtulasın.”