Kelime Kökeni: Farsça
– Bahtsız
– Kadersiz
– Talihi yaver gitmeyen kimse
– Talihsiz
– -Kötü talihli
Cümle içinde kullanımı: “Aldanma böylesi içten gülmelerime, bî-baht yaşantımın yontuları her zaman gülümsememin arkasındadır.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Bahtsız
– Kadersiz
– Talihi yaver gitmeyen kimse
– Talihsiz
– -Kötü talihli
Cümle içinde kullanımı: “Aldanma böylesi içten gülmelerime, bî-baht yaşantımın yontuları her zaman gülümsememin arkasındadır.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Aynen
– Olduğun gibi
– Değiştirmeden
– Değiştirmeden
Cümle içinde kullanımı: “Bi-aynihi sorunları teşkil ettikçe zaman kaybından öteye gidemiyoruz.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Bir başkasının egemenliğini tanıma
– Padişahın vefatından sonra tahta geçecek olan veliahtın devlet tarafından benimsenmesi ve onaylanması
– İtimadını göstermek
– Bağlılık göstermek
Cümle içinde kullanımı: “Üstümdeki gücüne karşı çıkmayı hayal dahi edememiş kalben sana bî’at etmiştim.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Çok hareketli
– Yerinde duramayan
– Huzuru olmayan
– Rahatsız
– Huzursuz
Cümle içinde kullanımı: “Sonbahar ne zaman kapımı çalsa hazan yapraklarındaki bî-ârâm salonumun köşesine çöküyordü.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Zalim
– Gaddar
– Hoşgörüsü olmayan kimse
– Amansız
– Kıyıcı
– Katı yürekli
– İnsafsız davranan
Cümle içinde kullanımı: “Allah bizi bî-amânsız olanlardan sakınsın, iyilik peşinden koşanla tanıştırsın.”
Kelime Kökeni: Farsça-bî+Arapça-aded
– Sayısız
– Pek çok
– Sayılamayacak kadar çok
Cümle içinde kullanımı: “Bî-aded çuval geleceği söylenmişti ancak gelenler bir elin parmakları sayısı kadar.”
Kelime Kökeni: Farsça
– İsimlerin başına gelerek olumsuz anlam meydana getirir
– Kelimelerin önüne gelerek anlamlarını menfi yapan ek
Cümle içinde kullanımı: “Bî-edep birine ahlaktan bahsetmek nafile kelam nafile çabadır.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Ön takı
– ile, için anlamında kullanılan ikileme
– Yemin edatı
– İki kere
Cümle içinde kullanımı: “Bi’llâh bezdim bu dertten, ciğerim soldu anlamıyor musun?”
– Tezviratta bulunmak
– Sıkılmak
– Bunalmak
– Darlıkta bulunmak
– Can sıkıntısı duymak
Cümle içinde kullanımı: “Sabahın erken saatinde yolların çilesi insanı iyice bızıktırıyor.”
Kelime Kökeni: Ad
– Erkeğin üst dudağı üzerinde çıkan kıllar
– Şârib
– Seble
– Sürgün
Cümle içinde kullanımı: “Bıyıkları henüz terlemiş delikanlı önümüzden koşarak kan ter içinde geçti.”