Kelime Kökeni: Ad
– Borazan
– Boru
Cümle içinde kullanımı: “Borı-zen üfleyen birinin ciğerleri sağlam ve güçlüdür.”
Kelime Kökeni: Ad
– Borazan
– Boru
Cümle içinde kullanımı: “Borı-zen üfleyen birinin ciğerleri sağlam ve güçlüdür.”
Kelime Kökeni: Sıfat
– Borcu olan kimse
– Borç alan kimse
– Minnettar
– Mecbur
– Minnet altında kalmış
– Yükümlü
– Verecekli
– Medyun
Cümle içinde kullanımı: “Maddi yönden borçlu olmak mühim değil elbet ödenir gider.”
– Borçlu olmak
– Borca girmek
– Manevi yönden sorumluluk altına girmek
– Borç etmek
Cümle içinde kullanımı: “Allah bizi öbür tarafa borçlanmaktan korusun!”
Kelime Kökeni: Ad
– Alacaklı
– Borç veren kimse
Cümle içinde kullanımı: “Borçlu olmak yerine borç issi olmak daha iyidir, en azından hak yemiş olmayız.”
Kelime Kökeni: Ad
– Birine karşı verilen söz veya yerine getirilecek yükümlülük
– İleri bir tarihte ödenmek üzere ödünç alınan mal veya para
– Geri verilmek amacıyla verilen para
– Yerine getirilecek söz
Cümle içinde kullanımı: “Borç alıp ödemeyen insanların bir daha herhangi birinden bir şey istemeye yüzü kalmaz.”
Kelime Kökeni: Türkçe-boru+Farsça-zen
– Üfleyerek çalınan
– Perdesiz çalgı
– Boruyu çalan kimse
– Bakır veya pirinçten yapılan çalgı
Cümle içinde kullanımı: “Borazan gibi çıkan sesiyle bağırmaya başladığında ses tellerinin kopacağından korktuk.”
Kelime Kökeni: Ad
– Pirinçle karışık veya sebzelerden yapılan yemek
– Karışık sebze yemeği
– Acem yahnisi
– Ispanak türevi sebze ve etle yapılan yemek
Cümle içinde kullanımı: “Bizim buraların Boranî yemeği pek bir meşhurdur yemelere doyamazsınız.”
Kelime Kökeni: Ad
– Rumeli yöresinde ırmak veya çaylarda kullanılan yaprak kütükten yapılan küçük tekne
Cümle içinde kullanımı: “Boranîce de çalışan kara yağız çocuk taş çatlasın on altısından yeni gün almıştır.”
Kelime Kökeni: Ad
– Kasırga
– Sarsar
– Sağanak yağmurla karışık rüzgar
– Çevrintili rüzgar
– Yıkım, bela, musibet
Cümle içinde kullanımı: “Evvel vakit önce bizim içimizde de kopan bir boran vardı yaş ilerledikçe sakinleşip dinginleşen.”
Kelime Kökeni: Sıfat
– Ziraata uygun olmayan yer
– Çorak toprak
– Toprağın üstündeki tuzlu beyaz katman
– İşlenmemiş tarla
– Bor
Cümle içinde kullanımı: “Bizi hasret sarıp sarmalarken aşkın ekilmediği borak topraklarda kavuşmayı temenni edeceğiz.”