Kelime Kökeni: Türkçe-bulaşık+Farsça-hâne
– Bulaşık yıkanacak yer
– Bulaşık yeri
Cümle içinde kullanımı: “Askeriyede tüm askerliği bulaşıkhâne de kap kacak yıkayarak geçirdi.”
Kelime Kökeni: Türkçe-bulaşık+Farsça-hâne
– Bulaşık yıkanacak yer
– Bulaşık yeri
Cümle içinde kullanımı: “Askeriyede tüm askerliği bulaşıkhâne de kap kacak yıkayarak geçirdi.”
Kelime Kökeni: Ad
– Yeme ve içmeden sonra yıkanması gereken mutfak eşyaları
– Kirli tabak ve bardaklar
– Asalak
– Yapışkan kimse
– Sulu kimse
– Kalıntı
– Belirti
Cümle içinde kullanımı: “Yedik iştik hoş ama bulaşıkları da birinin halletmesi gerekiyor canım.”
– Sürmek
– Telvis etmek
– Hastalığı sirayet ettirmek
– Bulaşmasına sebep olmak
Cümle içinde kullanımı: “Bulaşdırdığı hastalığın neticesinde biri yatarken diğeri ayakta geçiriyor zamanı.”
– Karışıp netliğini kaybetmek
– Kararmak
– Yoğrulmak
– Karışmak
– Kederlenmek
– Bunalmak
– Üzülmek
– Midesinin karışıp kusma durumuna gelmesi
– Zihin yorgunluğu
– Göz kan oturması
Cümle içinde kullanımı: “Aşk masalımız burada biterken sırada şimdi ayrılık acısına bulanmak vardı.”
Kelime Kökeni: Sıfat
– Karışık
– Saf
– Berrak olmayan
– Soluk
– Fersiz
– İyi seçemeyen
– Kan oturmuş
– Duru olmayan
– Saf olmayan
Cümle içinde kullanımı: “Geçmişin bulanık suları arasından çıkıp gelen bu görüntü beni darmaduman etti.”
– Bir şeyin değerini tahmin etmek, kaç para olacağını düşünüp söylemek, herhangi bir şeye değer koymak.
– Fiyat biçmek.
Cümle içinde kullanımı: ” Herkes kafasından yoldan geçen arabaya değer biçiyordu ama kimse doğru değere ulaşamamıştı bile.”
– Alacağı, vereceği olan şeyleri defter benzeri bir şeye not etmek, yazmak, deftere geçirmek.
Cümle içinde kullanımı: ” Bakkalcının bizim üst komşu için ayrı bir defter tutuyordu o kadar fazla olmuştu ki veresiyeleri nasıl altından kalkarlar ben bile bilmiyorum.”
– Bir konu hakkında çalışmayı, konuşmayı, uğraş içinde olmayı bırakmak, artık yapmamak.
Cümle içinde kullanımı: ” Onca dil döktüğümüz konunun artık defteri kapandı artık başka zamana kaldı bu işler.”
Kelime Kökeni: Ad
– Midenin ekşimesi veya karışmasından kaynaklı oluşan kusma hissi
– Kusma duygusu
Cümle içinde kullanımı: “Sürekli yağlı ve şekerli yiyecekler yemekten midesi bulandı galiba.”
– Ölmek, öldürülmek, canı çıkmak.
– İşine son verilerek, atılarak bir yerden gönderilmek, uzaklaştırılmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Senin de defterinin dürülmesi an meselesiydi, dikkat et almasınlar canını.”