– Gizli, saklı kalması gereken şeyi herkese duyurmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Ben sana bazı şeylerin gizli kalması gerektiğini söylerken sen dile vermişsin bile çoktan.”
– Gizli, saklı kalması gereken şeyi herkese duyurmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Ben sana bazı şeylerin gizli kalması gerektiğini söylerken sen dile vermişsin bile çoktan.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Tatar oku
– Venedik kenti
– Tatar yayı
Cümle içinde kullanımı: “Eskilerden kalma müzede gösterilen Bundukiyye’yi gördün mü şahane bir şey.”
– Anlatılması kolay, ama yapılması yada katlanılması zor ve çok güç.
Cümle içinde kullanımı: ” Tamam istediklerin dile kolayda benim yapmam pek mümkün işler değil.”
– Susan birini konuşturtmak, söyletmek.
– Bir olay veya durumun anlamını sözle belirtmek.
– Dile düşürmek.
Cümle içinde kullanımı: ” Seni dile getirmek ne kadar zor bir işmiş ya.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Fındıkla ilgili
– Fındıkla alakalı
Cümle içinde kullanımı: “Bundukî konularının geçtiği tüm sohbet konularını ve kitapları okudum.”
– Önce konuşmazken konuşmaya başlamak, konuşur olmak.
– Dillere düşmek.
– Dile düşmek.
Cümle içinde kullanımı: ” Bizim çocuk erken yaşta dile gelmişti, ilk sözleri de baba olmuştu.”
– Uygunsuz davranışlarından kaynaklı çevrede onun için kötü laflar, sözler söylemek.
– Dillere düşmek.
– Dile gelmek.
Cümle içinde kullanımı: ” Senin diline düşeceğime keşke herkesin önünde rezil olsaydım daha iyi olurdu.”
– Esprili ve bol çene döven, konuşan kimse.
– Ağzı iyi laf yapan kimse.
Cümle içinde kullanımı: ” Senin de iyi bir dil ebesi olduğunu şu geçen günkü yaptığın konuşmanın ardından.”
– İnandırmak ya da yaranmak adına karşısında bulunan kişinin hoşlanacağı şeyler söyleyip durmak.
– Birini ikna etmeye çaba göstermek.
Cümle içinde kullanımı: ” Dil dökmek yersiz sana ne söylesek boş geliyor bundan sonra.”
Kelime Kökeni: Arapça-bunduk+Farsça-dâr
– Fındıkçı
– Fındık satan kimse
– Fındık yetiştiren kimse
Cümle içinde kullanımı: “Bunduk-dâr olarak kazandığı parayla Karadeniz’de birçok kızı okutup meslek sahibi olmasını sağladı.”