– Koruması altında yetiştiği, ona göz kulak olan kimseye kötülükte bulunmak.
– Altımda bir yılan çıktı.
– Kucağında oturup sakalını yolmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Dizinde oturup sakalını yoldun ya o adamın sana bundan sonra ne yaparsa az kalır.”
– Koruması altında yetiştiği, ona göz kulak olan kimseye kötülükte bulunmak.
– Altımda bir yılan çıktı.
– Kucağında oturup sakalını yolmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Dizinde oturup sakalını yoldun ya o adamın sana bundan sonra ne yaparsa az kalır.”
Kelime Kökeni: Sıfat
– Bosnalı
– Bosna’ya ait olan
– Bosnia
Cümle içinde kullanımı: “Busınyak olduğundan şüpheleniyoruz aksanı bayağı farklı biriydi.”
– Öncelerinde sıkı sıkıya sarıldığı bir yöntemi gevşetmek, başıboş bırakmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Dizginlerini salıverip onu bir başına bırakmıştım köşede.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Öpülecek yer
– Öpülecek yanak, dudak, alın veya el
Cümle içinde kullanımı: “Bûse-gâh mı arıyorsun, alnıma bırakacağın bir buse bizi kaderimizi sunmaz mı?”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Öpücük
– Öpme
– Öpüş
– Öpüşmek
– Öpmek
– Sevgi göstermek için dudaklarını başka birinin dudaklarına, yanaklarına, ellerine değdirmek
Cümle içinde kullanımı: “Bûse kondurduğum yanaklarının pembeliğini, masum gözlerindeki o naif bakışı nasıl özledim bilemezsin.”
Kelime Kökeni: Ad
– Pusat
– Elbise parçası
– Döşekler
– Minderler
– Giysilik kumaş
– Giysi
Cümle içinde kullanımı: “Etrafa yayduğu busat arasından koyu renk yeşil olanı bulduğunda rahat bir nefes aldı.”
– Puslanmak
– Havanın kapanması
– Kapanmak
– Bulutlanmak
– Hafif sisli bir durum halini almak
Cümle içinde kullanımı: “Gecenin kör vakit busarırken beter halimle başına yeniden bela olacağım.”
Kelime Kökeni: Arapça-basîr çoğul biçimi
– Basiret sahibi kimseler
– Anlayışlı kimseler
Cümle içinde kullanımı: “Şikayet edecek sızlanacaksan busarâ olanlara dert yan ancak öyle deva bulursun.”
Kelime Kökeni: Ad
– Adi ağaçlardan akan zamk
– Otobüs
– Zamk akasyası
Cümle içinde kullanımı: “Okaliptüs ağaçlarından toplanan bus doğal yapıştırıcı olarak kullanılıyor.”
– Aşırı gidişini sınırlayıcı bir önlemde bulunmak, başıboş gidişlerini sınırlandırmak, engellemek, yetkisini daraltmak.
– Dizginini çekmek.
Cümle içinde kullanımı: ” Dizginini kısmıştı bizim çocuğun istediklerini artık daha az yapıyor.”