Kelime Kökeni: Ad
– Buz yapılan yer
– Buz saklanan yer
Cümle içinde kullanımı: “Buzluk içinde kalmışım gibi öyle bir dondum ki bir türlü ısınamadım.”
Kelime Kökeni: Ad
– Buz yapılan yer
– Buz saklanan yer
Cümle içinde kullanımı: “Buzluk içinde kalmışım gibi öyle bir dondum ki bir türlü ısınamadım.”
Kelime Kökeni: Ad
– Buz tutmuş
– Buz eklenmiş
– Buz katılmış
– Buğulanmış
– Buz bağlamış
Cümle içinde kullanımı: “Buzlu içeceklerini içtikten sonra çocukları parka çıkaracağız oynasınlar.”
– Buz durumuna gelmek
– Buzla kaplanmak
– Buz tutmak
– Buz oluşmak
– Üstünde buz oluşmak
Cümle içinde kullanımı: “Yerler gece yağan kar sonrası çok buzlanmış araba kullanılmaz.”
Kelime Kökeni: Türkçe-bu+Farsça-hâne
– Buzluk
– Soğuk hava deposu
– Buz üretilen yer
– Buz yapılan ve satılan yer
Cümle içinde kullanımı: “Buz-hâne de çalışan iki arkadaşımız ne yazık ki fena üşütmüşler.”
Kelime Kökeni: Ad
– Otlak ve çayırın döndürücü ve son biçimi
– Üç yıl işlenmeyip hayvan yayılması için ayrılan tarla
– Çayıra benzeyen ot
– Döl yatağı
– Rahim
Cümle içinde kullanımı: “Dedelerimizin buzağılık olarak ayırdığı tarlayı en son satmaya karar verdik.”
Kelime Kökeni: Ad
– İnek yavrusu
– Sığır yavrusu
Cümle içinde kullanımı: “Sarı buzağıyı kendime istiyorum o kadar güzel bir şey ki.”
– Buzağılamak
– Hayvan doğurmak
– Bızmak
– Yavrulamak
– Yavru doğurmak
Cümle içinde kullanımı: “Buzagılayan hayvanlardan bir tanesi hastalanmış diye duydum doğru mu?”
Kelime Kökeni: Ad
– Donmuş su
– Çok soğuk hava
– Sevimsiz
– Tatsız
– Suyun katı hali
Cümle içinde kullanımı: “
Kelime Kökeni: Arapça-beyz çoğul biçimi
– Yumurtalar
– Bu yan
Cümle içinde kullanımı: “Buyûz tarafa gelen saray görevlisi elinde bir ferman tutuyordu.”
Kelime Kökeni: Sıfat
– Âmir
– Hâkim
– Buyuran
– İşi başkalarına havale eden kimse
– Emreden
– Buyruk veren
– Emir veren kimse
Cümle içinde kullanımı: “Buyurucu tavırlarından bıktım usandım kendini buranın padişahı sanıyor.”