Kelime Kökeni: Arapça-ebleh ve belhâ çoğul biçimi
– Aptallar
– Eblehler
– Ahmaklar
– Zeka yoksunları
Cümle içinde kullanımı: “Bülh ve zekadan geri olan insanlara laf anlatabileceğini mi sanıyorsun.”
Kelime Kökeni: Arapça-ebleh ve belhâ çoğul biçimi
– Aptallar
– Eblehler
– Ahmaklar
– Zeka yoksunları
Cümle içinde kullanımı: “Bülh ve zekadan geri olan insanlara laf anlatabileceğini mi sanıyorsun.”
– Evlenmek.
– Hayatlarını birleştirmek.
Cümle içinde kullanımı: ” Dünyaevine girmeye hazırlanıyorduk her şey tamamdı sadece bir evet demek kalmıştı.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Çok yüksek
– Daha yüksek
Cümle içinde kullanımı: “Bülend-tere ulaşan feryadımın şahidi sen ol Tanrım!”
– Çok yaşa.
– Tanrı, Allah sana sonsuz bir yaşam sunsun, versin.
Cümle içinde kullanımı: ” Dünya durdukça sende durasın bu küçük dünyada.”
– Çevresinde olup biten ne olursa olsun bilmemek, umuruna katmamak.
Cümle içinde kullanımı: ” Dünyadan haberin olmaması bizi çok fazla geriye atıyordu.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Uzun ve yüce kanatlı
– Yüksekte uçan hayvanlar
Cümle içinde kullanımı: “Gökyüzünü kaplayan bülend-per Allah’ın verdiği kanatlarla bulutlara uçar.”
– Dünyadan el çekmek.
– Hiçbir şeye ilgi duymayan kimse.
– Kimse ile iletişimde olmamak, görüşmemek.
– Toplumla ilgilenmez olmak, toplumu umursamamak.
Cümle içinde kullanımı: ” Dünyadan geçmişti, bırakıp gitmek istiyordu her şeyi.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Makamı yüce
– Rütbesi yüksek
– Payesi yüksek olan kimse
Cümle içinde kullanımı: “Bülend-pâye bir adam olarak geldiği kasabamız adına çok çalışıp didindi.”
– Bütün herkes yaptığının tersini savunur olsa da yine de bildiğini yapma durumu.
Cümle içinde kullanımı: “Dünya bir araya gelse bile sen benim o sözümü dinlemezsin.”
– Çok fazla sıkılmak, büyük çaresizlik, derdin içinde kalmak.
– Büyük bir yıkıma uğrayıp bütün umutlarını ve mutluluğunu kaybetmek yitirmek.
– Büyük bir karamsarlık ve umutsuzluk içine düşmek, içine dalmak.
– Dünya ona zindan olmak, kesilmek, görünmek.
– Dünya gözüne zindan olmak, kesilmek, görünmek.
– Dünya, başına dar olmak, gelmek.
Cümle içinde kullanımı: ” Dünya başına yıkılmıştı, tüm dertleri aynı anda tekrardan ortaya çıkmıştı.”