– Ona emanet olarak verdiği şeyi bile geri vermez; ya da işe yaramayan duruma getirir.
Cümle içinde kullanımı: ” Sana elini veren parmağını eksik alır, emanete saygın yok.”
– Ona emanet olarak verdiği şeyi bile geri vermez; ya da işe yaramayan duruma getirir.
Cümle içinde kullanımı: ” Sana elini veren parmağını eksik alır, emanete saygın yok.”
Kelime Kökeni: Arapça-câlî müennes dişil biçimi
– Câlî
– Müslüman olmayan kimselerden toplanan vergi
Cümle içinde kullanımı: “Câliyye ancak Yahudi ve Hristiyanlardan toplanan vergilerdir, Müslümanlardan alınmaz.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Sevişme
– Çiftleşme
– Salınarak yürüme
Cümle içinde kullanımı: “Câliş yürüyüşünden bellidir alımı çalımı, bizleri kendisine aşık eder.”
– Hiçbir ev işine elini daha sürmemek.
– Hiçbir ev işine yardım etmemek.
Cümle içinde kullanımı: ” Senle evlenirsek elini sıcak sudan soğuk suya sokmayacağım.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Dikkat çekici
– Dikkati cezbeden
– Dikkat çeken
– Albenisi yüksek
Cümle içinde kullanımı: “Câlib-i dikkat güzelliğiyle görenleri kör eder meftuna çevirir.”
– Gerekir olma duyduğu bir kişi bulmak için bir işaret, hareket etse, uygun niteliğe sahip pek çok istekli çıkar.
– Başını sallasa tellisi.
Cümle içinde kullanımı: ” Elini sallasan ellisi ama evde çirkinim diye depresyona giriyorsun.”
– İşi çabucak yapmak, el hareketlerini hızlandırmak.
– Gereken yere para vermekten çekinir olmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Elini oynatmaya başla da şu iş bitsin artık.”
– Kes şu soruları, lafları artık, kötü bir şey söyleyeceğim şimdi!
Cümle içinde kullanımı: ” Elinin körü baya düzgün konuştun baya.”
Kelime Kökeni: Arapça-cüllâs çoğul biçimi
– Tahta oturan
– Cülus eden
– Tahta çıkan
– Oturan
– Hükümdar olan
– Oturuş
Cümle içinde kullanımı: “O zaht-ı şahane elbet bir gün câlis ederek bu aleme hükmedecektir.”
– Anlamadığı, beceremeyeceği bir iş hakkında konuşur olmak, yapmaya çalışmak, kalkışmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Elini hamuruyla erkek işine karışma başka biri gün gelir seni çok fena tersler.”