Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Ağlayan
– Gözyaşı döken
– Acılı
Cümle içinde kullanımı: “Yaşlı elden ayaktan düşmüş eşkrız bir adamcağız ne yapsın.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Ağlayan
– Gözyaşı döken
– Acılı
Cümle içinde kullanımı: “Yaşlı elden ayaktan düşmüş eşkrız bir adamcağız ne yapsın.”
Kelime Kökeni: Sıfat
– Yürük at
– Çabuk ve düzenli yürüyen
– Hızlı ve düzenli giden at
Cümle içinde kullanımı: “Bayırın aşağında eşkinli yürüyen kızıl atı seçebildin mi o bana ait işte.”
Kelime Kökeni: Ad
– II. Mahmut zamanında yeniçeri ocağından ayrılarak sipahi sınıfına katılan asker
– Eyalet askeri
– Osmanlı dönemindeki askeri örgüt
Cümle içinde kullanımı: “Eşkinci olarak anılan timarlar batılı yöntemlerle eğitilmek üzerine kurulan askeri bir örgüttür.”
Kelime Kökeni: Ad
– Haydutluk
– Fesatçılık
– Eşkıya olma durumu
– Eşkıyaca davranış
Cümle içinde kullanımı: “Eşkıyalık ederek biriktirdiği paranın hayrını göremez.”
Kelime Kökeni: Arapça-çoğul ad
– Haydutlar
– Şakiler
– Yol kesen hırsızlar
– Silahlı soygun yapan kimseler
Cümle içinde kullanımı: “Köylüler bir senedir dağdaki eşkıyaları beslemekten bitip tükendi.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Ağlayan
– Gözyaşı döken
– Çok gözyaşı döken
– Çok ağlayan
Cümle içinde kullanımı: “Sürekli eşkefşân bir kadın olan annem hayatının çoğunu acılar içinde geçirdi.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Ağlayan
– Çok gözyaşı döken
– Çok ağlayan
– Sürekli ağlayan
Cümle içinde kullanımı: “Evladını toprağa koyan ana eşkbar, çileli kadındır.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Gözü yaşlı
– Ağlamaklı
– Dertli
Cümle içinde kullanımı: “Eşkalud olanın yediği boğazında taş gibi olur yutkunamaz.”
Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– Kızıl saçlı kimse
– Kızıl at
– Kula
– Sarışın ve mavi gözlü
Cümle içinde kullanımı: “Yunan göçmenleri eşkar olur saçları sarı gözleri masmavidir.”
Kelime Kökeni: Arapça-çoğul ad
– Şekiller
– Dıştan görünüş
– Dış görünüş
– Biçim
– Durum
– Haller
– Kılık
– Kisve
– Kisbet
Cümle içinde kullanımı: “Misafirin eşkalini ismini cismini bilmeden nasıl borç verelim.”