Kelime Kökeni: Arapça
– Şişmanlık, etlilik, semizlik, bakımlılık, semen, tav
– Zayıflık karşıtı
Cümle içinde kullanımı: “Sığırların bahar sonu lâhâmet olmasını lazım ki, kurban bayramında iyi para kazanalım. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Şişmanlık, etlilik, semizlik, bakımlılık, semen, tav
– Zayıflık karşıtı
Cümle içinde kullanımı: “Sığırların bahar sonu lâhâmet olmasını lazım ki, kurban bayramında iyi para kazanalım. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Sürçme biçimi, sürçme, kayma
Cümle içinde kullanımı: “Lağzîş yürüyüşünden belli daha önce ayağını sakatladığı. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Tökezleyen, sürçmüş, kaymış
Cümle içinde kullanımı: “Gece gökyüzünü dolduran yıldızların tek tek lağzîde resmini izleyerek mest oldum.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Sürçen, kayan, tökezleyen, ayağı takılan, sendeleyen
Cümle içinde kullanımı: “İsmail küfe kadar sarhoş olduğunda doğru yolda yürüyemez lağzan bir kuş gibi seker. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Sürçme, ayak kayması
– Atlarda görülen bir yürüyüş kusuru
Cümle içinde kullanımı: “Yeni doğan tayın lağz yürüyüşü ileride koşu yarışlarına katılamayacağını gösteriyor. “
Kelime Köken: Arapça
– Lağva mensup, lağv ile alakalı, lağv ile bağlantılı
Cümle içinde kullanımı: “Lağvî verilmiş kararları çiğneyecek güçte değilsin. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Boş, yararsız, nafile, faydasız, yararı olmayan
– Boş bulunma, yanılma, aldanmak
– Kaldırma, hükümsüz bırakma, iptal etmek
Cümle içinde kullanımı: “Mahkeme kararıyla dedesinin mal varlığı üstündeki hükmü lağv edilmiş.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Mırıldanma, ses çıkarma, alçak sesle kendi kendi bir şeyler söylemek
Cümle içinde kullanımı: “Yüzüme konuşmak yerine ağzının içinde lağıt ediyor asabımı tepeme çıkarıyor. “
– Yeniçeri ordusu bünyesinde yer alan ve savaşta düşman kalelerini uçurmakla, ordugahı vurmakla görevli askeri birlik
– Savaşta yıkılan köprüleri onarmak, yeni lağımlar açmakla görevli ağa bölüğü
Cümle içinde kullanımı: “Osmanlı devletinde lağımcı ocağı askeri birlikleri yeniçerilerden ayrılarak istihdam birliğine denk getirilmiştir. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Lağımları açıp temizlemekle görevli işçi, lağım arızalarına bakan çalışan
– Düşman kalelerini çevirmek ve atmakla görevli asker
– Düşman kalelerini barutla havaya uçurmak için lağım, hendek kazan asker sınıfı
Cümle içinde kullanımı: “Evimizde patlayan pis su borularını tamir ettirmek için lağımcı aradık birazdan gelir. “