Lahamet Nedir?

Kelime Kökeni: Arapça

– Şişmanlık, etlilik, semizlik, bakımlılık, semen, tav

– Zayıflık karşıtı

Cümle içinde kullanımı: “Sığırların bahar sonu lâhâmet olmasını lazım ki, kurban bayramında iyi para kazanalım. “

Lağzîş Nedir?

Kelime Kökeni: Farsça

– Sürçme biçimi, sürçme, kayma

Cümle içinde kullanımı: “Lağzîş yürüyüşünden belli daha önce ayağını sakatladığı. “

Lağzîde Nedir?

Kelime Kökeni: Farsça

– Tökezleyen, sürçmüş, kaymış

Cümle içinde kullanımı: “Gece gökyüzünü dolduran yıldızların tek tek lağzîde resmini izleyerek mest oldum.”

Lağzan Nedir?

Kelime Kökeni: Farsça

– Sürçen, kayan, tökezleyen, ayağı takılan, sendeleyen

Cümle içinde kullanımı: “İsmail küfe kadar sarhoş olduğunda doğru yolda yürüyemez lağzan bir kuş gibi seker. “

Lağz Nedir?

Kelime Kökeni: Arapça

– Sürçme, ayak kayması

– Atlarda görülen bir yürüyüş kusuru

Cümle içinde kullanımı: “Yeni doğan tayın lağz yürüyüşü ileride koşu yarışlarına katılamayacağını gösteriyor. “

Lağvî Nedir?

Kelime Köken: Arapça 

– Lağva mensup, lağv ile alakalı, lağv ile bağlantılı

Cümle içinde kullanımı: “Lağvî verilmiş kararları çiğneyecek güçte değilsin. “

Lağv Nedir?

Kelime Kökeni: Arapça

– Boş, yararsız, nafile, faydasız, yararı olmayan

– Boş bulunma, yanılma, aldanmak

– Kaldırma, hükümsüz bırakma, iptal etmek

Cümle içinde kullanımı: “Mahkeme kararıyla dedesinin mal varlığı üstündeki hükmü lağv edilmiş.”

Lağıt Nedir?

Kelime Kökeni: Arapça

– Mırıldanma, ses çıkarma, alçak sesle kendi kendi bir şeyler söylemek

Cümle içinde kullanımı: “Yüzüme konuşmak yerine ağzının içinde lağıt ediyor asabımı tepeme çıkarıyor. “

Lağımcı Ocağı Nedir?

– Yeniçeri ordusu bünyesinde yer alan ve savaşta düşman kalelerini uçurmakla, ordugahı vurmakla görevli askeri birlik

– Savaşta yıkılan köprüleri onarmak, yeni lağımlar açmakla görevli ağa bölüğü

Cümle içinde kullanımı: “Osmanlı devletinde lağımcı ocağı askeri birlikleri yeniçerilerden ayrılarak istihdam birliğine denk getirilmiştir. “

Lağımcı Nedir?

Kelime Kökeni: Arapça 

– Lağımları açıp temizlemekle görevli işçi, lağım arızalarına bakan çalışan

– Düşman kalelerini çevirmek ve atmakla görevli asker

– Düşman kalelerini barutla havaya uçurmak için lağım, hendek kazan asker sınıfı

Cümle içinde kullanımı: “Evimizde patlayan pis su borularını tamir ettirmek için lağımcı aradık birazdan gelir. “