– Çaba harcayarak, emek vererek bulmak, yaratmak, oluşturmak.
– Oradan şuradan buradan bulmak.
– Ne yapıp edip istediğini elde etmek.
Cümle içinde kullanımı: ” Ne olursa olsun bulup buluşturup o iskambil destesini masam da görmek istiyorum.”
– Çaba harcayarak, emek vererek bulmak, yaratmak, oluşturmak.
– Oradan şuradan buradan bulmak.
– Ne yapıp edip istediğini elde etmek.
Cümle içinde kullanımı: ” Ne olursa olsun bulup buluşturup o iskambil destesini masam da görmek istiyorum.”
– Pek az görülüp, bulunan, üstün çok değere sahip bir kişi veya eşya değil ya! anlamında kullanılan söz.
Cümle içinde kullanımı: ” Bulunmaz Hint kumaşı mı ki bu kadar kafaya taktın sen onu?”
– Çok üzgün olmak.
– Canı sıkkın olmak.
– Sıkıntı içinde bulunmak.
– Çok güçsüz kimse.
Cümle içinde kullanımı: ” Senin burnunu sıksan canın çıkar az toparla kendini artık.”
– Böbürlenmek.
– Büyüklenmek.
– Kibirlenmek.
– Çok fazla öfkelenmek.
– Aşırı sinirli davranışlarda bulunmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Az sakinleş artık burnunun yeli harman savuracak bak şimdi.”
– Dikkatsizlik, sarhoşluk gibi belli nedenlerle çok yakınında olan şeyi, ayak bastığı yeri fark etmemek, görememek.
– Ayık kafa olmamak.
– Bilgisizliği, deneyimsizliğinden kaynaklı, az sonra meydana geleceği açık olan durumu fark etmemek, görememek.
– Dalgın olmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Burnunun ucunu göremeyecek kadar içmişti yine bizimki, nasıl evin yolunu bulacak Allah kerim.”
– Canın acısı, burun direğini sızlatacak kadar aşırı ağır olmak.
– Yakınlarında olan birinin başına gelen bir durumuna çok üzülüp acımak.
Cümle içinde kullanımı: ” Soğuktan resmen burnumun direği sızlamıştı, havalar keşke hemencecik ısınsa.”
– Hiç kimseyi dinlemeden kendi bildiğini okumak, yapmak.
– Ona karşı verilmiş olan öğütlere kulak asmadan, kendine uygun gördüğü şekilde davranmak, davranışlar sergilemek.
– Dikine gitmek.
Cümle içinde kullanımı: ” Burnunun dikine gitmiştin ya hani al şimdi çek o gidişlerin acısını.”
– Çok yakın olmak.
– Yanı başında.
– Gözünün önünde.
Cümle içinde kullanımı: ” Anne kedi yavrularını burnunun dibinden ayırmıyordu .”
– Efelenen birini sert bir şekilde hırpalayıp artık efelenemeyecek duruma sokmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Bana senin burnunu kırmamam için tek bir sebep söyle bırakacağım seni.”
– Burun akıntısını önlemek adına nefesiyle birlikte akıntıyı durdurmaya çalışmak.
– Umut ettiği şeyi elde edemediği için ağlamaklı, üzgün olmak.
Cümle içinde kullanımı: ” O kadar hasta olmuştu ki hep bir burnunu çeke çeke tüm sınıfın dikkatini kendine çekmişti.”