– İnsanın yapmış olduğu dışkı.
– İnsanın, dışkısını çıkarma hali.
Cümle içinde kullanımı: ” Fena sıkışmıştı büyük abdestini kaçırması an meselesiydi.”
– İnsanın yapmış olduğu dışkı.
– İnsanın, dışkısını çıkarma hali.
Cümle içinde kullanımı: ” Fena sıkışmıştı büyük abdestini kaçırması an meselesiydi.”
– Tamamıyla.
– Büsbütün.
– Tamamen.
– Eksiksiz.
Cümle içinde kullanımı: ” Bütün bütüne her şeyi eksiksiz getirmiştik diye düşünmüştük ama bir kaç parçayı kamp alanında bırakmışız.”
– Bir kimseye, üzerinde etkisi pek olmayan sözler söylemek.
– Kalıcılığı fazla olmayan bir iş yapmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Senin yaptığın iş buz üstüne yazı yazmaktan farkı yok biraz kalıcılık istiyorsan ilgi odağını değiştir.”
– Üzeri buz kaplı bir duruma gelmek.
– Sıvı bir maddenin yüzeyi donmak.
– Buz bağlamak.
Cümle içinde kullanımı: ” Hava bu şekilde eksiklere doğru gitmeye devam ederse etraftaki ufacık göl bile buz tutacak.”
– Aralarında olan dargınlık, kırgınlık, soğukluk geçmesi, kalmaması.
– Doğada bulunan buzların sıcakların etkisiyle erimeye, kırılmaya sıva hale dönmeye başlaması.
Cümle içinde kullanımı: ” Aylar sonra ilk defa yan yana gelmiştik aramızdaki buzlar çözülmeye başlıyordu yavaş yavaş.”
– Çok üşür olmak.
– Vücudu soğuktan buz gibi olmak.
Cümle içinde kullanımı: ” İçime kadar işlemişti havanın soğuğu, buz kesmem an meselesiydi.”
– Buz gibi soğuk olmak.
– Şaşırılacak ya da üzülecek, kırılacak bir olay karşısında kalakalmak, dona kalmak.
– Çok üşür durumda olmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Havanın soğukluğundan buz kesilmiştik dışarda, hemen sıcak bir yere girmemiz gerek.”
– Üzeri buz kaplı bir duruma gelmek.
– Sıvı bir maddenin yüzeyi donmak.
– Buz tutmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Havalarda iyice soğudu, yakında şu göl de buz bağlar.”
– İstenmedik bir durumdu bu. Ne yazık ki , durumu düzeltmek kontrol altına almak adına yapılabilecek hiçbir şey yok.
Cümle içinde kullanımı: ” Hadi bakalım buyurun cenaze namazına geçmiş olsun hepimize.”
– Evine ya da bulunduğu ortama gelen konuğunu ” buyurun” diye saygı ile karşılayıp içeri girmelerini istemek ya da sofraya çağırmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Ne kadar sevmese de onları saygıdan içeriye buyur etmişti onları.”