– Yaşadığı üzüntüyü, veya acıyı atıp rahatlamak, yorgunluktan kurtulup dinlenmiş olmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Canı yerine gelmişti karnını doyurduktan sonra baya kafası yerine gelmişti.”
– Yaşadığı üzüntüyü, veya acıyı atıp rahatlamak, yorgunluktan kurtulup dinlenmiş olmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Canı yerine gelmişti karnını doyurduktan sonra baya kafası yerine gelmişti.”
– Vücudunda herhangi bir yerinin acıması.
– Acı bir deneyim yaşamak, içinde bulunmak.
– Manevî bir üzüntüye kapılmak.
– Bir şeyde zarara uğramak.
Cümle içinde kullanımı: ” Benim canım yanmıştı seni o şekilde gördükten sonra.”
– Bir işi çarçabuk yapılmasını isteyen kimse.
– Beklemeye tahammülü olmayan.
– İvecen.
– Sabırsız.
– İçi dar.
– İçi tez.
– Tez canlı.
Cümle içinde kullanımı: ” Canı tez insanları bir yerde tutabilmek o kadar zor bir iş ki anlatılmaz.”
– Ufak tefek acıya, sıkıntıya bile katlanamayan, ufacık bir zorlukla bile karşılaşmak istemeyen.
Cümle içinde kullanımı: ” Senin de canın tatlıymış baya ufacık bir kesiğe bile çıkardığın gürültüye bak.”
– Yapacak iş bulamadığından kaynaklı içinde oluşan sıkıntı.
– Yaşanmış bir duruma üzüntü duymak, keyifsiz olmak.
– Bir kişiye karşı öfkeye kapılmak, sinirlenmek.
Cümle içinde kullanımı: ” Hayatı o kadar tek düze bir hal alamaya başlamıştı ki artık canı sıkılmıyordu bile .”
– Elden giden malın önemi, değeri yok mühim olan senin iyi olman.
– Boşa harcanmış, ziyan edilmiş bir şey konusunda teselli etmek için kullanılan söz.
Cümle içinde kullanımı: ” Senin de canın sağ olsun bir o kadar zarara uğratmış olsan da beni.”
– Acılara karşı dayanıklı olmak.
– Sıkıntıya düşmeyen.
Cümle içinde kullanımı: ” Senin de canın pek pekmiş o kadar acıya ben katlanamazdım.”
– Fiziksel bir acı verici harekette bulunmak.
– Karşısında bulunan birinin vücuduna acıtacak, zarar verecek bir şey yapmak.
– Zarara, sıkıntıya sokmak, üzücü, kaygılandıracak davranışlarda bulunmak.
– Canını acıtmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Canını yakmak istemiyordum ama sen beni buna zorluyorsun yaptıklarınla.”
– Bir şey adına en değerli varlığını feda etmeyi göze almak, hatta ölmeye bir hazır olmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Senin için canımı vermeyi göze almıştım ama sen bir iyiliği bile çok gördün bana.”
– Olur olmaz şeyler yüzünden vücudunu yormamak, yıpratmamak, sağlığının değerini bilmek, onu korumak için tedbirler almak.
Cümle içinde kullanımı: “Ben canımı sokakta bulmadım sizin o salak saçma fantezilerinize dahil olamam.”