– Ölmeden önce.
– Vefat etmeden.
Cümle içinde kullanımı: ” Dünya gözüyle görmek gerekiyor şu güzelim eserleri.”
– Ölmeden önce.
– Vefat etmeden.
Cümle içinde kullanımı: ” Dünya gözüyle görmek gerekiyor şu güzelim eserleri.”
– Çok fazla sıkılmak, büyük çaresizlik, derdin içinde kalmak.
– Büyük bir yıkıma uğrayıp bütün umutlarını ve mutluluğunu kaybetmek yitirmek.
– Büyük bir karamsarlık ve umutsuzluk içine düşmek, içine dalmak.
– Dünya, başına dar olmak, gelmek.
– Dünya başına yıkılmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Dünya zindan olmaya başlayınca, yapacağın tek şey köşeye çekilip kafayı dinlemek olacaktı.”
– Evlenmek.
– Hayatlarını birleştirmek.
Cümle içinde kullanımı: ” Dünyaevine girmeye hazırlanıyorduk her şey tamamdı sadece bir evet demek kalmıştı.”
– Çok yaşa.
– Tanrı, Allah sana sonsuz bir yaşam sunsun, versin.
Cümle içinde kullanımı: ” Dünya durdukça sende durasın bu küçük dünyada.”
– Çevresinde olup biten ne olursa olsun bilmemek, umuruna katmamak.
Cümle içinde kullanımı: ” Dünyadan haberin olmaması bizi çok fazla geriye atıyordu.”
– Dünyadan el çekmek.
– Hiçbir şeye ilgi duymayan kimse.
– Kimse ile iletişimde olmamak, görüşmemek.
– Toplumla ilgilenmez olmak, toplumu umursamamak.
Cümle içinde kullanımı: ” Dünyadan geçmişti, bırakıp gitmek istiyordu her şeyi.”
– Bütün herkes yaptığının tersini savunur olsa da yine de bildiğini yapma durumu.
Cümle içinde kullanımı: “Dünya bir araya gelse bile sen benim o sözümü dinlemezsin.”
– Çok fazla sıkılmak, büyük çaresizlik, derdin içinde kalmak.
– Büyük bir yıkıma uğrayıp bütün umutlarını ve mutluluğunu kaybetmek yitirmek.
– Büyük bir karamsarlık ve umutsuzluk içine düşmek, içine dalmak.
– Dünya ona zindan olmak, kesilmek, görünmek.
– Dünya gözüne zindan olmak, kesilmek, görünmek.
– Dünya, başına dar olmak, gelmek.
Cümle içinde kullanımı: ” Dünya başına yıkılmıştı, tüm dertleri aynı anda tekrardan ortaya çıkmıştı.”
– Çok fazla sıkılmak, büyük çaresizlik, derdin içinde kalmak.
– Büyük bir yıkıma uğrayıp bütün umutlarını ve mutluluğunu kaybetmek yitirmek.
– Büyük bir karamsarlık ve umutsuzluk içine düşmek, içine dalmak.
– Dünya ona zindan olmak, kesilmek, görünmek.
– Dünya gözüne zindan olmak, kesilmek, görünmek.
– Dünya başına yıkılmak.
– Dünya, başına dar gelmek.
Cümle içinde kullanımı: ” Dünya, başına dar olmuştu evin içinde seni öyle gördükten sonra.”
– Herkes, bütünü, bütün hepsi, tüm insanlar.
– El âlem.
Cümle içinde kullanımı: ” Dünya âlem duysun sesimizi buradan çıkış mıkış yok!”