– Hiçbir şeyi umursamayan, ilgilenmeyen, sorumluluk duygusuna sahip olmayan, taşımayan, tasası derdi olmayan kaygısız kimse.
Cümle içinde kullanımı: ” Dünya yıkılsa umurunda değildi ve inat ben sana dert anlatmaya çalışıyordum.”
– Hiçbir şeyi umursamayan, ilgilenmeyen, sorumluluk duygusuna sahip olmayan, taşımayan, tasası derdi olmayan kaygısız kimse.
Cümle içinde kullanımı: ” Dünya yıkılsa umurunda değildi ve inat ben sana dert anlatmaya çalışıyordum.”
– Dünyada neler, ne gibi güçlükler, sorunlar olduğunu, ne gibi dalavereler, hileler hurdalar çevrildiğini, insanın başına neler gelebileceğini öğrenmek.
– Dünyanın kaç bucak olduğunu anlamak.
– Hanya’yı, Konya’yı anlamak.
– Dünyanın kaç köşe olduğunu öğrenmek.
Cümle içinde kullanımı: ” Dünyayı anlamak için hala vaktimiz vardı.”
– Ölmeyecek gibi uzun bir yaşam sürmek.
Cümle içinde kullanımı: ” Sende dünyaya kazığı kakmıştın seni bu hayattan alacak adam yok.”
– Ölmek.
– Vefat etmek.
– Hayata gözlerini kapamak.
Cümle içinde kullanımı: ” Dünyaya gözlerini kapatmıştı artık onu sonsuz yolculuğuna uğurlama vakti.”
– Doğmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Şükür kazasız belasız dünyaya gelmişti küçük kızım.”
– Çok uzak olan mekan, yer, ortam.
Cümle içinde kullanımı: ” Dünyanın öbür ucuna da gitsen beni seni orada da bulurum.”
– Dünyada neler, ne gibi güçlükler, sorunlar olduğunu, ne gibi dalavereler, hileler hurdalar çevrildiğini, insanın başına neler gelebileceğini öğrenmek.
– Dünyayı anlamak.
– Hanya’yı, Konya’yı anlamak.
– Dünyanın kaç köşe olduğunu öğrenmek.
Cümle içinde kullanımı: ” Dünyanın kaç bucak olduğunu anlamıştı yediği onca kazığın ardından.”
– Çok mutlu olmak.
– Çok sevinmek.
Cümle içinde kullanımı: ” Ansızın gelen haberle dünyalar onun olmuştu.”
– Olup biten hakkında konuşur olmak.
– Konuşmak.
– Konuşulmaması gereken yerde konuşur olmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Dünya kelamı etmiştik bir araya gelince.”
– Pek çok.
– Fazlaca.
– Çokça.
Cümle içinde kullanımı: ” Dünya kadar miras kalmıştı sana ne yapmayı planlıyorsun bu kaynakla?”