– İşlerini düşüne taşına yapan, kendini hafifliklere kaptırmayan, ciddi olgun kişi.
– Değeri çok olan, ağır.
– Gösterişli, şehvetli.
Cümle içinde kullanımı: ” Bu çoçuk ailesinden iyi eğitim almış valla ne kadar ağır başlı baksana şuna!”
– İşlerini düşüne taşına yapan, kendini hafifliklere kaptırmayan, ciddi olgun kişi.
– Değeri çok olan, ağır.
– Gösterişli, şehvetli.
Cümle içinde kullanımı: ” Bu çoçuk ailesinden iyi eğitim almış valla ne kadar ağır başlı baksana şuna!”
– Ağırlığınca fazla olmak.
– Sahip olduğu özelliklerle üstün olmak.
– Belli bir ortamda veya bir konuda öne çıkmak, istediğini yaptırmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Hayatında o kadar şey yaşamış ki adımlarını yere ağır basıyor.”
– Yavaş, kesintili, düzensiz.
– Pek yavaş olarak ve düzgün olmadan.
– Klasik Türk müziğinde bir usul.
Cümle içinde kullanımı: ” Yaşı o kadar geçmiş ki artık her şeyi ağır aksak olmaya başlamış.”
– Nüfuslu, ünlü kimse.
– Güçlü kuvvetli kişi.
– Birbirine karşı olan iki topluluğun içlerindeki en güçlü kişiler.
Cümle içinde kullanımı: ” Şu gelen arkadaş var ya tam bir ağır top her yerde bir tanıdığı çıkıyor.”
– Uykusu gelmek, gevşemek.
– Ağır bir hava kaplamak.
– Sessizlik oluşmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Gün içinde bir oradan bir buraya koşarken eve geçer geçmez üstüne ağırlık basmıştı.”
– Yapmak istememek.
– Yapmaya isteksiz olmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Üzerine o kadar çok yükleniyordular ki artık ağırından atıyordu her işi.”
– Sana yardakçılık yapayım ki sende beni görüp gözetesin.
Cümle içinde kullanımı:” Bu devirde bir işi sahibi olmak için patron adayına ağa diyeyim sana, yağın bulaşsın bana.”
– Kendi kendine eğlenen birine, onu sinirlendirecek, öfkelendirecek şeyler yapmak, çileden çıkarmak.
Cümle içinde kullanımı:” Onun afyonunu patlatınca , fena dayak yiyeceği çok açık belliydi.”
– Öfkesi ve sinirinden aşırı bir duygudan ne yaptığını bilmemek.
– Aşırı davranışlarda bulunacak kadar öfkelenmek, ne yaptığından farkında olmamak.
Cümle içinde kullanımı: ” Ne yaptığı belli değildi gözü dönmüştü, resmen afyonu başına vurmuş belli.”
– Çalım satandan hoşlanmamak. Böyle tavırlara karşı bir tepki sahibi olmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Şu son zamanlarda hiç afur tafura gelemiyorum.”