– İki kişi yan yana gelerek başkalarının duymayacağı şekilde konuşmak, iletişim kurmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Ne konuştuklarını asla anlamıyorduk ağız ağıza vermişçesine fısır fısır kendi iç dünyalarına dalmıştılar.”
– İki kişi yan yana gelerek başkalarının duymayacağı şekilde konuşmak, iletişim kurmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Ne konuştuklarını asla anlamıyorduk ağız ağıza vermişçesine fısır fısır kendi iç dünyalarına dalmıştılar.”
– Yapacakları şeyleri aynı bir ağızla yapmak için aralarında kararlaştırmak.
– Ağzı bir.
Cümle içinde kullanımı: ” Ne olursa olsun ağız birliği etmeyi bırakmıyorlardı nasıl oluyorsa dedikleri hep birebir ve aynı olmayı beceriyorlardı.”
– Bir kavga sonucunda yüzü yara bere içinde kalmak.
– Yüzde aşırı öfke, yorgunluk, üzüntü sonucunda yüzünde garip değişik biçim almak.
Cümle içinde kullanımı: ” Dün yaşananların ardından ağzı burnu birbirine karışmıştı ailesine nasıl hesap vereceğini düşünmüştü.”
– İvmeden, istifini bozmadan
– Aldırış etmeden
– Davranışını değiştirmeden
Cümle içinde kullanımı: “Ağır ezgi fıstıkî makam yürüyüşüyle nazlı bir gelin misali yürüdü geçti önümüzden.”
– Seri olmayan, yavaş davranan kimse.
– Çok ağır iş yapan, hızlı, çevik olmayan.
Cümle içinde kullanımı: ” İşleri o kadar yavaşlatıyordu ki sanırsın ağır canlının birisi.”
– Her işin yolunda olması.
– Davranışları için bir engel, zorluk olmamak.
Cümle içinde kullanımı: ” O kadar kola ilerlemekteydi ki işleri ağaca çıksa pabucu yerde kalmadığı çok belliydi.”
– Gururunu incitmek.
– Yapılan şeyin sonucunda onurunun kırılması, o kimseye ağır gelmesi.
-Gücüne gitmek.
Cümle içinde kullanımı: ” Babamın söylediği sözler o kadar ağırıma gitmişti ki ne diyeceğimi bilememiştim o an.”
– Tedavisi zor olan hastalık.
– Sonu ölümle sonuçlanacak hastalıklar.
Cümle içinde kullanımı: ” Ağır hastalığı var galiba baksana dağ gibi adamdan eser kalmamış sanki.”
– Yapılması zor gelen.
– Onuruna dokunmak, gücüne gitmek.
– Ağırına gitmek.
Cümle içinde kullanımı: ” O kadar ağır gelmişti bana söyledikleri hiç yenir yutulur şeyler değildi .”
– Bir iş konusunda çok yavaş olmak, çabuk olmamak, ağır yapmamak.
– Vurduğu yerde çok acı bırakan kimse.
Cümle içinde kullanımı: ” Arkadaşla birbirimizle şakalaşırken o kadar ağır elliymiş ki bir vurdu bana yere yapışmam saniyeler almadı.”