– Satacak olduğu ürün için değerinden daha fazla bir miktarda değer biçmek.
Cümle içinde kullanımı: ” Süper marketler kazanmasın diye gittiğimiz mahalle bakkalının her sorduğumuz şey için ağzı yukarıda olması şokuyla karşılaştık.”
– Satacak olduğu ürün için değerinden daha fazla bir miktarda değer biçmek.
Cümle içinde kullanımı: ” Süper marketler kazanmasın diye gittiğimiz mahalle bakkalının her sorduğumuz şey için ağzı yukarıda olması şokuyla karşılaştık.”
– Ne kadar çaba uğraş gösterse de, ustaca davranışlarda bulunsa da anlamlarında kullanılır.
Cümle içinde kullanımı: ” Ağzıyla kuş tutsa bile hala bir halt olamaz bu çocuk adı çıkmış bir kere dokuza zor iner sekize.”
– Bir şeyden veya durumdan büyük zarar almak.
– Dersini almak.
– Herhangi bir şeyden zarar alarak acı bir tecrübe sahibi olmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Sütten ağzı yanmıştı bir kere yoğurdu bile üfleyerek yer bundan sonra.”
– Sır saklar.
– Ağzı sıkı.
– Sır saklayan, ketum.
Cümle içinde kullanımı: ” Sen de ne ağzı pek insanmışsın be!”
– Bir kişinin bildiği bir şeyi ona sezdirmeden, çaktırmadan söyletmeye çalışmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Bak ya sen benim ağzımı yoklamaya mı çalışıyorsun?”
– Boşboğazlık etmemek.
– Sır saklamak konusunda iyi olan.
– Kötü söz dillendirmemek.
– Bir konuda açığa çıkmasını istemediği kötü bir durumu engellemek için susarak önlemeye çalışmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Sen kadar ağzını tutmakta iyi olan birini görmedim ben bu hayatta.”
– Konuşma sırasında kullandığı küfür, ağır sözleri kesmesi için veya farkına varmasına istemek.
Cümle içinde kullanımı: ” Biraz sakin olup ağzını toplar mısın farkındaysan ortamda kadınlarda var.”
– Güzel, mutluluk verici bir söz dile getiren “ne güzel, ne hoş söyledin” anlamında kullanılır.
– Ne güzel konuştun sen öyle.
Cümle içinde kullanımı: ” Hay ne güzel konuştun sen öyle gel de bir ağzını öpeyim.”
– Sözlerinin aldığı yön, gidiş bakımından konuşmasından anlaşılan.
Cümle içinde kullanımı: “Bu konun gidişatı ağzının yatımından çok net belli oluyordu.”
– Güzel, lezzetli yiyecekleri seçmek, damak zevkine sahip olmak.
– Her şeyin iyisini, güzelini, en mükemmelini seçmekte iyi olmak.
– Keyif verici şeyleri bulmakta usta olan kimse.
Cümle içinde kullanımı: ” Geçen bizi bir yere götürmüştü bundan sonra anlamıştım ağzının tadını bildiğini.”