– Hırsızlığı yok.
– Namusu, şerefi bütün.
Cümle içinde kullanımı: ” Eline eteğine doğruydu o çocuk, ne hırsızlık ne de böyle bir şey yapardı.”
– Hırsızlığı yok.
– Namusu, şerefi bütün.
Cümle içinde kullanımı: ” Eline eteğine doğruydu o çocuk, ne hırsızlık ne de böyle bir şey yapardı.”
– Kendisine hıncı, öfkesi bulunan birinin egemenliği altına düşmek.
– Ele geçmek.
Cümle içinde kullanımı: ” Elime düşmüştün artık hiçbir şey yapamayacaksın bana.”
– Aile dostu olarak sayılan kişinin, bu çocuğu doğduğundan itibaren tanır olmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Sen beni çok tanımazsın ama sen benim elime doğmuştun.”
– Çabuk.
– Tez iş görür durumda olmak.
– Eli çabuk.
Cümle içinde kullanımı: ” Eline çabuk bu iş çok acildi hızlıca hallettin.”
– Ancak onun yardımlarıyla geçinebilir durumda, yaşayabilir durumda olmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Senin eline bakıyorum ama ilerde gerçekten tüm aldıklarımı geri ödeyeceğim.”
– Ayaklarına kapanıp bir istekte, dilekte bulunmak.
– Eline ayağına sarılmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Elime ayağıma düşmeyi bırak az işine odaklan.”
– Başkaları gibi lüks, popüler şeyler aradığım yok. Ben zorunlu gereksemelerimi sağlama peşindeyim.
Cümle içinde kullanımı: ” Elin derdi güzel ile körpede, benim derdim bir kilecik arpada bu hayatın bana öğrettiği şeydi.”
– Yapar olma durumu.
– Yapabilir olmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Elinde olan mallar sayesinde bu işi kolayca bitirebilirdi.”
– İlerlemesine, devam etmesine yardımcı olmak, yardım etmek.
Cümle içinde kullanımı: ” Senin elinden tutup bir yere getirmek bile baya ilgi çekiciydi.”
– Çok pis, kötü, iğrenç, temizlik bilmez kimse.
Cümle içinde kullanımı: ” Elinden kabuklu köz bile yenmez o kadar pis biri.”