– Anlamadığı, beceremeyeceği bir iş hakkında konuşur olmak, yapmaya çalışmak, kalkışmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Elini hamuruyla erkek işine karışma başka biri gün gelir seni çok fena tersler.”
– Anlamadığı, beceremeyeceği bir iş hakkında konuşur olmak, yapmaya çalışmak, kalkışmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Elini hamuruyla erkek işine karışma başka biri gün gelir seni çok fena tersler.”
– Ortada görünmemesi gereken kimseye hiçbir engelle karşılaşmadan, hiç kimseden korkmadan serbestçe gezmek.
Cümle içinde kullanımı: ” Elini kolunu sallaya sallaya geziyordun hapisten çıktıktan sonra, nereden geliyordu bu rahatlık?”
– Elinde, getirmesi beklenir olmayan bir şey olmadığı halde ya da bitirmeye gittiği işten sonuç almaksızın dolaşmak, gezmek, gelmek.
Cümle içinde kullanımı: ” Elini kolunu sallaya sallaya rahat gelemezsin bu ortama.”
– Birine zarar vermek, yaralamak veya canını almak, öldürmek.
Cümle içinde kullanımı: ” Elini kana bulamana hiç gerek yoktu gerçekten.”
– Çabucak halletmeye çalışmak.
– Çabuk yapmaya çalışır olmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Elini çabuk tutsana, 15 dakikaya kalkıyoruz bu ortamdan.”
– Para çıkarmak için elini paranın olduğu yere götürmek.
– Para çıkarmaya davranır olmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Elini cebine atıp bir miktar para çıkartıp kasaya doğru uzatmıştı.”
– Pek sessiz, gücü hiçbir şeye yetmeyen, pısırık, miskin kişiler için kullanılan söz, niteleyen laf.
Cümle içinde kullanımı: ” Eline vur, ekmeğini al yine de tepki vermez.”
– Söz konusu kişi, onun yardakçısı, çırağı olamaz, değerce ondan çok geride.
Cümle içinde kullanımı: ” Eline asla su dökemezdi senin ama kendini senle bir tutuyordu.”
– Yaptığı işe teşekkür etmek amacıyla söylenen bir söz.
– Sağ ol.
Cümle içinde kullanımı: ” Eline sağlık demek isterdim ama baya kötü yapmışsın yemeği.”
– Kendisine yardım edecek ondan başka kimse bulunmamak.
Cümle içinde kullanımı: ” Eline kalmaktansa gider ölürüm daha iyiydi.”