– Akıllıca işler yapacak bir duruma sahip olmamak.
Cümle içinde kullanımı: ” Senin bu aklı başına yar olmayan oğlanın ne zaman bir işe sopa olacak Allah aşkına.”
– Akıllıca işler yapacak bir duruma sahip olmamak.
Cümle içinde kullanımı: ” Senin bu aklı başına yar olmayan oğlanın ne zaman bir işe sopa olacak Allah aşkına.”
– Yaptığı davranışların hatalı olduğunun farkına vararak doğru yola dönmek. Kendine gelmek, ayılmak.
– Baygınken ayılmak; kendine gelmek.
– Yanlış, hatalı davranışlarının zararını sezerek doğru olanın ne olduğunu anlamak.
Cümle içinde kullanımı: ” Sen aklı başına gelmiş kocaman bir bireysin böyle ufak tefek hataları yapmaman gerek.”
– Kavramak, algılamak.
– Bir konu hakkında olan düşüncelerin kafaya yatkın olması.
Cümle içinde kullanımı: ” Yaptığı işe uzun uğraş sonunda aklı basmıştı.”
– Bir konuyu kavrayamamak.
– Akla uygun olmaması, bir şeyin inandırıcılığının düşük olması, inanılacak gibi olmamak.
– Uygun olarak görmemek.
– Olabileceğine inanmamak.
Cümle içinde kullanımı: ” Valla bu yaptıklarını aklım almıyordu nasıl böyle bir durumun içine kendini attın hayretler içindeyim.”
– Aklın benimseyebileceği, aklın kabul edebileceği nitelikte olan.
– Aklın kabul edeceği.
– Üzerinde durulabilir, uygun.
Cümle içinde kullanımı: ” Akla yakın düşüncelere sahip olsan onaylanırdı görüşlerin.”
– Başkasının görüşüne bakmadan kendi aklıyla kötü bir iş yapmak.
– Akla yatkın olmak, akla uymak.
– Başkasının verdiği akılla davranmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Bak işte yine akla uydun yine buldun kendini dertlerde.”
– Çok sıkıntı çekmek, güçlüklerle karşılaşmak.
– Çok yorulmak, bir hitap hale gelmek, sıkıntıdan kurtulmamak.
– Bir işi başarmak uğrunda çok yorulmak, sonuca kadar çok zahmet çekmek.
Cümle içinde kullanımı: ” Şu işi sona bulsun diye akla karayı seçti ama sonucuna ulaşamadı.”
– Olağan bir durumun tersine çevirmek için boşuna bir uğraş içine girmek.
– Olmayacak, gerçekleşmeyecek bir iş uğrunda boşuna çaba sarf etmek.
Cümle içinde kullanımı: ” Ya bu kadar boşa uğraşma yaptığın resmen akıntıya kürek çekmekle eşdeğer bir şey.”
– Bir şeyin temizlerini kirlilerine, doğrusuna yanlışına karıştırmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Akını bokunu karıştırmışsın resmen nasıl derleyip toplayayım şimdi bunu.”
– Sözünü yerli yerince dile getirmek.
– Kaba sözünü yerli yerince söyleyememek.
-Kendini, beğenilecek bir kişi gibi göstermeye çalışırken beğenilmeyecek yönlerine söylemek.
– İyi şeyler dile getireyim derken kötü bir şeyleri söylemek, tutarsız şeyler dile getirmek.
Cümle içinde kullanımı: ” Ne kadar akım derken bokum demene şaşmamalı.”