Kelime Kökeni: Farsça
– İffeti olmayan kadın, erkeklere düşkün kadın
– Delicesine aşık olan kişi
Cümle içinde kullanımı: “Dillere nam salan Mahpeyker hanım, İstanbul’un en bilindik aşüfteganıdır. “
Kelime Kökeni: Farsça
– İffeti olmayan kadın, erkeklere düşkün kadın
– Delicesine aşık olan kişi
Cümle içinde kullanımı: “Dillere nam salan Mahpeyker hanım, İstanbul’un en bilindik aşüfteganıdır. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Parlaklık, aydınlık, nurluluk
– İhtişamlı, görkemlilik
Cümle içinde kullanımı: “İngiliz asilzadeleri konaklarında nuraniyyet saçan avizeler bulundurmayı sever. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Sırayla, tek tek yapılan iş
– Yüksek ateş, hastalıkla çıkan ateş
Cümle içinde kullanımı: “Sıtmaya yakalanan kadıncağız nevbet nöbetiyle inleye inleye sabahı sabah etti. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Şan ve şeref için yarış halinde olma
– Övünmek
Cümle içinde kullanımı: “Müfaharet yarışına giren kişi, kötü özelliklerini hasmından yaka bucak saklar. “
Kelime Kökeni: mahrem-Arapça, ane-Farsça
-Gizli saklı olarak
– Mahrem bir şekilde
Cümle içinde kullanımı: “Güzelliğini mahremane, saf bir durulukla sakla da ayan beyan ortada.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Sarayın selamlık bölümü
– Padişahın kaldığı dairesi
Cümle içinde kullanımı: “Mabeyn-i hümayun, Osmanlı sarayında devlet işlerinin görüşüldüğü daireydi. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Leş yiyen, leş yiyici
Cümle içinde kullanımı: “Savaş sonrasında ortaya laşehar siyasetçiler peyda olur. ”
Kelime Kökeni: Arapça
– Boş sözler
– Boş işler
Cümle içinde kullanımı: “Lafügüzaf, lağviyyat sözlerle şikayet etme, faydası yoktur. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Cümle
– Bütün
– Hepsi, tamamı
– Hepsi
Cümle içinde kullanımı: “İçeriye taşınmadan önce kasaların kaffesini aldığınızdan emin olun.”
Kelime Kökeni: kahhar-Arapça, ane-Farsça
– Kahreder biçimde, kahredercesine
– Kahreden tarzda
Cümle içinde kullanımı: “Kahharane feryatlarıyla figanlarıyla mahallede koşturuyordu. “