Kelime Kökeni: Arapça
– Açık gri mavimsi metal, Çinko
– Gözleri öne çıkarmak için çekilen sürme
Cümle içinde kullanımı: “Peçenin ardında görünen tûtiyâ sürdüğü kara gözlerinde tereddüt yoktu.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Açık gri mavimsi metal, Çinko
– Gözleri öne çıkarmak için çekilen sürme
Cümle içinde kullanımı: “Peçenin ardında görünen tûtiyâ sürdüğü kara gözlerinde tereddüt yoktu.”
Kelime Kökeni: Fransızca
– Konuşma ve şarkı söyleme anında doğru tonu ayarlayarak sesin yüksekliğini, alçaklığı ve derecesini denetleyebilme, tam sesi verebilme
– Cümlenin yapısına göre kelimelerde, hecelerde ve büyük kelime gruplarında seslerin yükselerek alçalması, dinleyicilere konuşmacı tarafından ses perdesiyle duyguları geçirebilme
Cümle içinde kullanımı: “Sertap Erener’in eğitimli bir ses olduğu şarkı söylerken harika bir entonasyon gösterisi yapmasından belli. “
Deyim
Eyyam: Güzel günler, elverişli vakit, gündüzler
– Hareketlerini ve davranışlarını duruma göre ayarlayarak büyüklere, makamı olan kişilere hoş görünüp yaranan kişi
Cümle içinde kullanımı:“Merak etme o böyle usta bir Eyyam ağası olduğu müddetçe sırtı yere gelmez dört ayak üstüne düşer. “
Deyimler
– Göz dağı veren, çalımlı konuşan, atıp tutan kişiye karşı sözlerinin değeri olmadığı, aldırış edilmediği anlamındaki söz.
Cümle içinde kullanımı: “Cart kaba kağıt, sen bunları külahıma yuttur!”
Deyim
– Argo manada ölmek
– Can vermek, hayatı sona ermek, ölmek
Cümle içinde kullanımı: “Eh sonu ne olacak belli bir köşede cartayı çekecek nihayetinde. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Yer tutan kimse, yerleşmiş, yer edinen
Cümle içinde kullanımı: “Yörükler Toros dağlarını cay-gîr edinir, yazı yaylalarda geçirirlerdi. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Gereğinden fazla inkarcı
– Yahudi
Cümle içinde kullanımı: ” Tanrı beni sizn gibi cahudı kişilere mecbur etmesin tek temennim bu!”
Kelime Kökeni: Arapça
– Böbürlenen kişi, fazla kibirli, çok gururlu
Cümle içinde kullanımı: “Dünyaya da kendine de çok güvenme, cahhaf olsan da kara toprağa gireceksin.”
Kelime Kökeni: Eski Türkçe
– Osmanlı ve eski Türkçe de Farsça isim ve sıfat tamlamalarında kullanılan dilbilgisi unsuruna izafet kesresi adı verilir. İzafet kesresine göre Farsça tamlamalarda önce tamlanan sonrasında tamlayan gelmektedir.
İzafet’in kelime anlamı yakın etmek, katıştırmak manasına gelirken, iki Farsça ismini birleştirerek tamlamalar izafet kesresi (-i,-ı) ile yapılmaktadır.
Örnek: Hâne-i peder, Dîde-i giryân, Şu’arâ-yı Osmâniyye
Kelime Kökeni: Farsça
– Öğretici, öğrencilere ders veren öğretmen
Cümle içinde kullanımı: “Talebeleri bilim, sanat ve bilgiyle donatan tüm amuzgarlara münnettarız. “