Harhara nedir?
Kelime kökeni: Osmanlıca.
Uyurken horlamak, iki dere arasındaki düzlük, kedinin mırıldanışı.
Cümle içinde kullanımı:’Arka bahçedeki kedi üşüdüğü için harhara sesler çıkarıyordu.’
Harhara nedir?
Kelime kökeni: Osmanlıca.
Uyurken horlamak, iki dere arasındaki düzlük, kedinin mırıldanışı.
Cümle içinde kullanımı:’Arka bahçedeki kedi üşüdüğü için harhara sesler çıkarıyordu.’
Güsiste nedir?
Kelime kökeni: Osmanlıca.
Kopmuş, kırılmış, çözülmüş, sökülmüş, gevşemiş, sölpük.
Cümle içinde kullanımı:’Kulaklığını taktığı zaman bu dünyadan güsiste olup kimseyi duymuyordu.’
Gülendam nedir?
Kelime kökeni: Osmanlıca.
Gül boylu, ince uzun, güzel endamlı, nazik, latif.
Cümle içinde kullanımı:’Onun kızı Gülendam kelimesinin vücut bulmuş hali gibiydi.’
Gurhane nedir?
Kelime kökeni: Osmanlıca.
Türbe.
Cümle içinde kullanımı:’İstanbul’da en çok ziyaret edilen ve hatırasına en çok hürmet edilen gurhane, Eyüp Sultan gurhanesidir.’
Girihçe nedir?
Kelime kökeni: Osmanlıca.
Küçük düğüm, düğümcük.
Yaşı daha az olan, niceliği az olan, niteliği olmayan, değersiz, önemsiz.
Büyümesini, gelişmesini henüz tamamlamış olan.
Kısık, parlak olmayan.
Cümle içinde kullanımı:’İzcilere bugün girihçenin nasıl atılacağını öğrettik.’
Gendümnüma nedir?
Kelime kökeni: Osmanlıca.
Yüze gülüp aldatan, hilekar.
Cümle içinde kullanımı:’Herkese karşı iyi bir tutum sergiliyormuş gibi görünse de aslına gendümnüma bir kişiliği vardı.’
Füzunı nedir?
Kelime kökeni: Osmanlıca.
Fazlalık, aşırılık, ziyadelik, çokluk, fazlalık.
Cümle içinde kullanımı:’Her şeyden füzunı koyup getirmiş.’
Faziletperver nedir?
Kelime kökeni: Osmanlıca.
Fazilet sahibi, erdem, fazilet sever.
Cümle içinde kullanımı:’Asla büyüklerinin dediğine karşı gelmez, tam bir faziletperverdir.’
Fahimane nedir?
Kelime kökeni: Osmanlıca.
İtibar ve nüfuz sahibi kimseye yakışır şekilde, fahim olana yakışacak surette.
Akıllı, anlayışlı, kavrayışlı, ulu, büyük, sayan, saygın, onurlu.
Cümle içinde kullanımı:’Okulun müdürünün yürüyüşünden bile fahimane olduğu belli oluyordu.’
Benefşegun nedir?
Kelime kökeni: Osmanlıca
Menekşe renkli, mor renkli. Gökyüzü.
Cümle içinde kullanımı:’Hava soğuk olduğundan benefşegun pembeye büründü.’