Kelime Kökeni: Arapça
– Tokat vurma, şamar, beşkardeş
– Karıştırmak, yapıştırmak
Cümle içinde kullanımı:“Bey babamın yüzüme aşk ettiği latm beni yüz üstü yere düşürdü “
Kelime Kökeni: Arapça
– Tokat vurma, şamar, beşkardeş
– Karıştırmak, yapıştırmak
Cümle içinde kullanımı:“Bey babamın yüzüme aşk ettiği latm beni yüz üstü yere düşürdü “
Kelime Kökeni: Latince
– Eski çağda Roma ve çevresinde bulunan bir küçük kavim olup sonrasında Avrupa’nın her tarafına ve özellikle Fransa ve İspanya bölgesin yayılan ulusun adı.
– Doğuda Katolik mezhebin mensup bulunan topluluk
– Latinlerle ilgili olan
– Güneybatı Avrupa Katoliklerine verilen isim
Cümle içinde kullanımı: “Latinceden türeyen dillere mensup olan ülkeler İspanyollar, İtalyanlar, Portekizler, Fransızlardır.”
Kelime Köken: Arapça
– Misk, güzel koku, misk kokusu
– Attarlar pazarı, güzel koku konulan kap
Cümle içinde kullanımı: ” Kervandan aldığım nadide latîmenin içini gül suyu ve kokusuyla doldurdum. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Sille, tokat, şamar, beş kardeş
– Misk, güzel koku
– Merhem, pomat, deriye sürülen ilaç
Cümle içinde kullanımı: ” Dermanım Hızır’ın vereceği latîm, okuyacağı duadadır. “
Kelime Kökeni: İtalyanca-latta
– Dar ve yassıca uzun çam kereste, dar ve kalınca tahta
– Dudak içinde bulunan beyazlığa verilen ad
– Osmanlı döneminde yakasıyla kolları setre biçiminde olan ilmiye sınıfının giydiği üstlük, ulema cübbesi
Cümle içinde kullanımı: “Ulemaların giydiği lata benzer bir üstlük giyerek mektebe geldiğini gördüm. ”
Kelime Kökeni: Arapça
– Zühre yıldızının ismi, çoban yıldızı, venüs
– İslamiyetten önce Kâbe’de bulunan putlardan birisinin adı
Kelime Kökeni: Farsça
– Talan, yağma çapul, baskın
– Adi, bayağı, aşağılık, zelil, alçak, itibarsız, değeri olmayan
Cümle içinde kullanımı: “Senin gibi kadir kıymet bilmeyen, lâş kimselere verecek on param yok!”
Kelime Kökeni: Fransızca-Türkçe
– Lastikten mamul ve onun gibi iki tarafından çekildikçe esneyen uzayıp toplanan şey
– Çekildiği her taraftan uzayan çekilebilir muhtelif suretlerle tefsir olunabilir
– Türlü anlamlara gelen söz veya konuşma
Cümle içinde kullanımı:” Beli lastikli pantolonumu atmaya kıyamıyorum iyice eskidi ama olsun.”
Kelime Kökeni: Fransızca-elastique
– Kauçuktan yapılmış nesne
– Kauçuktan veya gomalastikten üretilen çekildikte uzayan madde
– Potinin üzerine giyilen kauçuktan yapılmış galoş
– Kauçuktan yapılma pabuç
Cümle içinde kullanımı: ” Dışarıdaki yağmur ve çamuru odaya taşımamak için lütfen lastik galoşları giyer misiniz?”
Kelime Kökeni: Arapça
– Yakıya özgü, yakı ile ilgili, yakıyla alakalı
Cümle içinde kullanımı: “Yarı katı yapışkan laskî tedavi yöntemi yetişkin kişilerde ağrı azaltmada kullanılır. “