Kelime Kökeni: Arapça
– Topluluk, takım, bölük, topluluk, cemaat
Cümle içinde kullanımı: “Dergah camii’sinin avlusunda biriken fevc Cuma namazının niyazine erişmek sükun içinde bekliyor. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Topluluk, takım, bölük, topluluk, cemaat
Cümle içinde kullanımı: “Dergah camii’sinin avlusunda biriken fevc Cuma namazının niyazine erişmek sükun içinde bekliyor. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Çocuk olma durumu, çocukluk
Cümle içinde kullanımı: “Bebeklik dönemini geride bırakan ferzendî hülyalarına kapılır, yetişkinlikte ardından geliverir. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Kız, Genç kadın, halayık, cariye
– Uşak, işçi, ,
Cümle içinde kullanımı: “Osmanlı devletinde padişaha ve ailesine fetât’lar, dişi köleler hizmet ederdi. ”
Kelime Kökeni: Eski Türkçe
– Birinci, her şeyde ilk olan
Özelminci bâb: Birinci bab
Cümle içinde kullanımı: ” Gazelin özelminci bâb’ında yer alan kafiyeler tam uyaklı olup hece ölçüsüyle yazılmıştır. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Dogmacılık, dogmatizm
– Mutlak doğruluk ve hakikat içeren öğretilere, bilgilere ve savlara inceleme yada araştırma gerektirmediğini savunan inanç
Cümle içinde kullanımı: “Felsefe de bilginin mümkün olduğunu iddia edenlere dogmatik, bir diğer adıyla Nassiyye adı verilir. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Gereken biçimde, gereğince, gerektiğinden
Cümle içinde kullanımı: “Sürgün Biliktizâ’ya göre yanında sadece bavulunu alabilir, fazladan eşya götüremez. “
Kelime Kökeni: Arapça
– İffetsizler, hayasız kadınlar, fahişeler
Cümle içinde kullanımı: “Namusunu korumayan bagâyâlara bir sormak gerekir, nasıl bu yola düştüler kim neden oldu diye.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Sabahın ilk saatlerinde sağılan süt
– Sabah mahmurluğundan kurtulmak için içilen içki
Cümle içinde kullanımı: “Erken vakitte içtiği sabûh şimdiden zil zurna olmasını sağladı. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Çocukluk dönemi, sabîlik
Cümle içinde kullanımı: “Mektebin bahçesini dolduran sabâvetler şen kahkahalarıyla geçmişi özlememize neden oluyor. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Aşık olma, aşıklık, aşık kişinin durumu
Cümle içinde kullanımı: “Sabâbet olana kızılmaz yavrum, eninde sonunda herkes bir yüreğe tutulur, tutulur da yanar.”