Kelime Kökeni: Arapça
– Damağın arkasında dile benzeyen aşağı doğru sarkan uzantı, küçük dil
Cümle içinde kullanımı: “Ödlek herif korkudan lühî yuttu galiba konuşamıyor.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Damağın arkasında dile benzeyen aşağı doğru sarkan uzantı, küçük dil
Cümle içinde kullanımı: “Ödlek herif korkudan lühî yuttu galiba konuşamıyor.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Köşe, bucak, kenar
– Göz çukuru
Cümle içinde kullanımı: ” Çökmüş lühc, ağlayan göz pınarlarıyla eski resimlerin hasretinde yaşıyorum.”
Kelime Kökeni: Arapça-lühaymat
– Küçük et parçası, etçik
Cümle içinde kullanımı: “Kadavranın morarmış vücudundan kopan lühaymeler insanın midesini bulandırıyordu.”
Kelime Kökeni: Arapça-eledd çoğul biçimi
– Tartışmayı sevenler, kavgacılar, kavga etmeyi sevenler
Cümle içinde kullanımı: ” Bu mahallenin tüm gençleri bıçkın ve lüd bir tavır benimsemişler, yeni gelen insanlara karşı bu tavrı sürdürürler. “
Kelime Kökeni: Arapça-licam çoğul biçimi
– Gemler, dizginler, at dizginleri
Cümle içinde kullanımı: “Soluk soluğa kalan hayvanların lücümlarını çıkartıp ağıra götürmeye niyetlendi.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Nehir ağzı, ırmak ağzı
Cümle içinde kullanımı: “Gürül gürül akan suyun ötesinde lücme dibinde duran insan silüeti garip bir şekilde görünüyordu.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Kolay işlenebilir değerli maden, gümüş
Cümle içinde kullanımı: “Lüceyn kolyeler ve halhallar bir dönemin çok değerli takılarıydı.”
Kelime Kökeni: Arapça-lücec çoğul biçimi
– Derin su, engin, derya, açık deniz
– Kalabalık, güruh, derinti, kısım
– Gümüş ayna
Cümle içinde kullanımı:” Mavinin en koyu tonu lücce de toplanmıştır şimdi, bir de gün batımı süslemiştir semayı.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Kalabalık, topluluk, cemiyet, camia, cemiyet, toplum
Cümle içinde kullanımı: “İslamiyet bayrağını taşıyan lüc ve dindaşlarımız gönül kardeşimizdir.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Keçeden yapılmış kumaşlar
– Yapışmak
– Kuşun göğsü üstüne çöküp yatması
Cümle içinde kullanımı: ” Deve kuşu kızgın çöl kumu üstüne lübud edip dinlenmeye başladı. “