Kelime Kökeni: Arapça
– Parlaklık, aydınlık, nurluluk
– İhtişamlı, görkemlilik
Cümle içinde kullanımı: “İngiliz asilzadeleri konaklarında nuraniyyet saçan avizeler bulundurmayı sever. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Parlaklık, aydınlık, nurluluk
– İhtişamlı, görkemlilik
Cümle içinde kullanımı: “İngiliz asilzadeleri konaklarında nuraniyyet saçan avizeler bulundurmayı sever. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Sırayla, tek tek yapılan iş
– Yüksek ateş, hastalıkla çıkan ateş
Cümle içinde kullanımı: “Sıtmaya yakalanan kadıncağız nevbet nöbetiyle inleye inleye sabahı sabah etti. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Şan ve şeref için yarış halinde olma
– Övünmek
Cümle içinde kullanımı: “Müfaharet yarışına giren kişi, kötü özelliklerini hasmından yaka bucak saklar. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Sarayın selamlık bölümü
– Padişahın kaldığı dairesi
Cümle içinde kullanımı: “Mabeyn-i hümayun, Osmanlı sarayında devlet işlerinin görüşüldüğü daireydi. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Boş sözler
– Boş işler
Cümle içinde kullanımı: “Lafügüzaf, lağviyyat sözlerle şikayet etme, faydası yoktur. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Cümle
– Bütün
– Hepsi, tamamı
– Hepsi
Cümle içinde kullanımı: “İçeriye taşınmadan önce kasaların kaffesini aldığınızdan emin olun.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Hatırlatmak, andırma, belirtme,
– Dile getirme, zikretmek
Cümle içinde kullanımı: “Doğrusunu söylemek gerekirse izkar edilen suçu yargılamak üstüme vazife değildir.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Kademe kademe, derece derece artırma
– Adım adım olan
Cümle içinde kullanımı: “Su isdiracı bir yükselişle kabarırken, denizin hoyratlığı fırtınaya dönüşüyordu. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Mehtaplı gece
– Her ayın on üçü, on dördü
Cümle içinde kullanımı: “Deniz karanlığa büründüğünde evazıh saatlerde hep seni anarım.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Sevgilisinden ayrılan kişinin duyduğu üzüntüyü yazdığı şiir
– Ayrılık manzumesi
Cümle içinde kullanımı: “Geçer deme iki gözüm, kağıtlar dolusu firakıyye methiye yazsam atlamam acımın yükünü.”