Etiket arşivi: Arapça Kelimeler

Labiyyat Nedir?

Kelime Kökeni: Arapça

– Eğlenceler, oyunlar, hakkabazlıklar, oyun işleri

Cümle içinde kullanımı: “Ramazan bayramının hemen ardından la’biyyatlar, karagöz ve hacivatlar çocukluğumun en güzel hatıralarıydı. “

Labis Nedir?

Kelime Kökeni: Arapça

– Giymiş, giyen, giyinmiş, giyinen

Cümle içinde kullanımı: “İpekten yapılmış burka lâbis etmiş salınır dururdu hülyalarımda. “

Laalle Nedir?

Kelime Kökeni: Arapça

– Endişe ve ümit barındıran sözcüktür.

– Ola ki, umulur ki, ihtimal ki, olabilir, belki, ümit edilir ki

– Mümkün olan şeyler için kullanılır.

Cümle içinde kullanımı: “Laalle işimiz rast gitmez ise üzülmek, kahredip üzülmek yok. “

Lâ-ahlakî Nedir?

Kelime Kökeni: Arapça

– Ahlak dışı, ahlaksız, ahlak kurallarına uymayan, terbiyesiz

Cümle içinde kullanımı: “La-ahlâkî kişiliği ailemize ters düşen birini damat olarak kabul edemeyiz. “

Kütüb Nedir?

Kelime Kökeni: Arapça

– Kitaplar, eserler

– Kitab çoğul biçimi

Cümle içinde kullanımı: “İslamı aydınlatmak, Müslümanlara yol göstermek amacıyla yazılan kütüp benim nazarımda mukaddestir. “

Küttab Nedir?

Kelime Kökeni: Arapça

– Yazıcılar, Katipler,

– Mektep, okul, ekol

– Ok atmayı öğrenen oğlancıklara verilen yuvarlak başlı küçük ok

Cümle içinde kullanımı: “Osmanlı hanedanlığında mektep görmüş, el yazısı güzel olanlar küttâb olarak görev alırlardı.”

Küsul Nedir?

Kelime Kökeni: Arapça

– Uyuşuk, tembel, gevşek, üşengeç, eringen

Cümle içinde kullanımı: “Hayatımın hiçbir döneminde küsûl bir karaktere sahip olmadım.”

Kurun-ı Uhra Nedir?

Kelime Kökeni: Arapça

– Son çağ, son çağlar, son devir

– Kıyamet öncesi dünyanın son devresi

Cümle içinde kullanımı: “Peygamber efendimizin dünyayı terk etmesinden bu yana kurun-u uhrâ’yı yaşıyoruz. “

Kureba Nedir?

Kelime Kökeni: Arapça

– Hısımlar, yakınlar, akrabalar

Cümle içinde kullanımı: “Konu komşular kurebâlar ikramiyenin bana çıktığını duyduğundan beri evimden çıkmıyorlar.”

Kizib Nedir?

Kelime Kökeni: Arapça

– Yalan söyleme, uydurma, yalan, kıtır, gerçek olmayan söz, yalan dolan, esası olmayan

Cümle içinde kullanımı: “İnsan bu bir kez dilini alıştırmaya görsün kizib söze, gerçeği balçıkla sıvamaya devam eder. “