Kelime Kökeni: Arapça
– Eğlenceler, oyunlar, hakkabazlıklar, oyun işleri
Cümle içinde kullanımı: “Ramazan bayramının hemen ardından la’biyyatlar, karagöz ve hacivatlar çocukluğumun en güzel hatıralarıydı. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Eğlenceler, oyunlar, hakkabazlıklar, oyun işleri
Cümle içinde kullanımı: “Ramazan bayramının hemen ardından la’biyyatlar, karagöz ve hacivatlar çocukluğumun en güzel hatıralarıydı. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Giymiş, giyen, giyinmiş, giyinen
Cümle içinde kullanımı: “İpekten yapılmış burka lâbis etmiş salınır dururdu hülyalarımda. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Endişe ve ümit barındıran sözcüktür.
– Ola ki, umulur ki, ihtimal ki, olabilir, belki, ümit edilir ki
– Mümkün olan şeyler için kullanılır.
Cümle içinde kullanımı: “Laalle işimiz rast gitmez ise üzülmek, kahredip üzülmek yok. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Ahlak dışı, ahlaksız, ahlak kurallarına uymayan, terbiyesiz
Cümle içinde kullanımı: “La-ahlâkî kişiliği ailemize ters düşen birini damat olarak kabul edemeyiz. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Kitaplar, eserler
– Kitab çoğul biçimi
Cümle içinde kullanımı: “İslamı aydınlatmak, Müslümanlara yol göstermek amacıyla yazılan kütüp benim nazarımda mukaddestir. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Yazıcılar, Katipler,
– Mektep, okul, ekol
– Ok atmayı öğrenen oğlancıklara verilen yuvarlak başlı küçük ok
Cümle içinde kullanımı: “Osmanlı hanedanlığında mektep görmüş, el yazısı güzel olanlar küttâb olarak görev alırlardı.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Uyuşuk, tembel, gevşek, üşengeç, eringen
Cümle içinde kullanımı: “Hayatımın hiçbir döneminde küsûl bir karaktere sahip olmadım.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Son çağ, son çağlar, son devir
– Kıyamet öncesi dünyanın son devresi
Cümle içinde kullanımı: “Peygamber efendimizin dünyayı terk etmesinden bu yana kurun-u uhrâ’yı yaşıyoruz. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Hısımlar, yakınlar, akrabalar
Cümle içinde kullanımı: “Konu komşular kurebâlar ikramiyenin bana çıktığını duyduğundan beri evimden çıkmıyorlar.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Yalan söyleme, uydurma, yalan, kıtır, gerçek olmayan söz, yalan dolan, esası olmayan
Cümle içinde kullanımı: “İnsan bu bir kez dilini alıştırmaya görsün kizib söze, gerçeği balçıkla sıvamaya devam eder. “