Kelime Kökeni: Arapça
– Giymiş, giyen, giyinmiş, giyinen
Cümle içinde kullanımı: “İpekten yapılmış burka lâbis etmiş salınır dururdu hülyalarımda. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Giymiş, giyen, giyinmiş, giyinen
Cümle içinde kullanımı: “İpekten yapılmış burka lâbis etmiş salınır dururdu hülyalarımda. “
Kelime Kökeni: Farsça
– El etek öpme, yaltaklanma, dalkavukluk etme, yalvarma, tabasbus
La’be: küçük ve basit oyun, bir kere oynamak
Cümle içinde kullanımı: “Üst mertebedeki adamların yanında gezerken lâbe etmeyi bayağı iyi öğrenmiş.”
Kelime Kökeni: Yunanca
– Sebze sınıfına giren ekşi ve uzun yaprakları olan bitki
– Kuzu kulağı, Karabuğdaygillerden çok yıllık sulak yerleri seven ve bahçede de yetiştirilebilen yeşil bitki
Cümle içinde kullanımı: Yaz yağmurlarının ardından bahçemde labada bürüdü. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Ağızdan salya akmak, akıtmak
– Oyun, eğlence
Cümle içinde kullanımı: “Annemin yatalak olduğu günden beridir la’b ve konuşma sorunu var. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Lanet etme, lanet okuma, ilenmek, beddua etmek
– Laan-Allah: Allah lanet etsin, Allah kahretsin
Cümle içinde kullanımı: ” Bana laane eden Yaratan’dan bulsun başka bir şey demem. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Endişe ve ümit barındıran sözcüktür.
– Ola ki, umulur ki, ihtimal ki, olabilir, belki, ümit edilir ki
– Mümkün olan şeyler için kullanılır.
Cümle içinde kullanımı: “Laalle işimiz rast gitmez ise üzülmek, kahredip üzülmek yok. “
Kelime Kökeni: Arapça
– En azından, hiç olmazsa, ondan aşağı olmaz, en az, en azından, bari
Cümle içinde kullanımı: “Biraz vicdan dileniyorum senden, lâakal beni bir dinle kulak ver sesime. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Ahlak dışıcılık, töre dışıcılık, amoralizm
– Ahlak dışı bir yaşam tarzı benimsemiş olan topluluk
Cümle içinde kullanımı: “Tarih gösteriyor ki lâ-ahlâkıyye bir hayat süren tüm topluluklar ve ülkeler yok olarak ortadan kaybolmuştur. ”
–
Kelime Kökeni: Arapça
– Ahlak dışı, ahlaksız, ahlak kurallarına uymayan, terbiyesiz
Cümle içinde kullanımı: “La-ahlâkî kişiliği ailemize ters düşen birini damat olarak kabul edemeyiz. “
Kelime Kökeni: Arapça-kütüb+Farsça-hâne
– Kitapların bir araya koyulduğu ve saklandığı yapı ve bina
-Kitapların koyulduğu bölmeli dolap
– Halka açık olarak kitapların incelenmesi ve okunmasını sağlamak için bir araya getirilen kitap evi
– Kitaplık
Cümle içinde kullanımı: “Nazım Hikmet Ran ve nice üstadın eserlerini okumak, faydalanmak için sürekli kütübhaneye giderim. ”