– İyi olan bir şeyi dostları için de dilemek amacıyla kullanılan bir söz.
– Darısı dostlar başına.
Cümle içinde kullanımı: ” Benim bu güzel yaşadıklarım dostlarımın başına da gelsin.”
– İyi olan bir şeyi dostları için de dilemek amacıyla kullanılan bir söz.
– Darısı dostlar başına.
Cümle içinde kullanımı: ” Benim bu güzel yaşadıklarım dostlarımın başına da gelsin.”
– Amaç iş yapmak değil, yapıyormuş gibi görünmek.
Cümle içinde kullanımı: ” Dostlar alışveriş görsün diye iş yapmakla olmaz bu iş.”
– Birlikte girişilmiş işte bir kimsenin kendi yararına dostunu zarara uğratması, sokması ya da alışverişte dostuna değerinden yüksek fiyatla mal satması.
Cümle içinde kullanımı: ” Dost kazığı yememiş insan kaldı mı ki bu hayatta?”
– Dostu üzülmesin, düşmanı sevinmesin.
– Ele güne karşı.
Cümle içinde kullanımı: Dosta düşmana karşı bizim yüzümüzü kara çıkarma.”
– Üzerinde sadece don ve gömlek var denilecek kadar soyunmuş, çıplak halde olma durumu.
Cümle içinde kullanımı: ” Don gömlek bir halde karşılamıştı bizi.”
– Buzların erimeye başladığı dönem.
Cümle içinde kullanımı: “Don yavaş yavaş çözülmeye başlamıştı araç trafiğine açılabilirdi.”
– Hava koşullarının kötüleşmesinin ardından havaların soğuma seviyesinin suları dolduracak kerteye ulaşacağı anlaşılmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Hava dona çekmeye yakındı baya az daha soğusa su boruları patlardı.”
– Çevresinde çok fazla hoş görülmeyen, karşılanmayan davranışlarından kaynaklı birçok ortamdan, yerden ya da işten uzaklaştırılmış kimse.
Cümle içinde kullanımı: ” Seni dokuz köyden kovmuşlar biz mi sana inanıp işimizi emanet edeceğiz?”
– Çok fazla eziyet ederek hayattan, canından bezdirmek, bir kimseyi kıracak, üzecek şeyler yapmak.
– Anasından doğduğuna pişman.
Cümle içinde kullanımı: ” Doğduğuna pişman olmuştu resmen yediği dayağın ardından.”
– Yararı sonuçlanmasının yanı sıra zararla da sonuçlanma ihtimali olan konunun yararını kabul edip zararını yok saymak, kabul etmemek.
Cümle içinde kullanımı: ” Doğduğuna inanıp neden öldüğüne inanmıyorsun?”