Mürdedil Nedir?

Kelime Kökeni: Farsça 

– Hislerini yitirmiş kimse

– Kalbi ölmüş, kalpsiz

– Duygusuz kimse

Cümle içinde kullanımı: “Hayatta korkuttuğum tek şey mürdedil kişilerdir, insan kalbinden vazgeçmişse insanlığından çıkmış demektir.”

Lokman Hekim Efsanesi Nedir? Lokman Hekim Kimdir?

Lokman Hekim Kimdir?

Lokman veya Lokman Hekim, Kur’an’da ve halk efsanelerinde bahsi geçen, bilge sahibi olduğuna inanılan kişi.

Lokman Hekim’in İslam’a göre peygamber olduğuna dair iddialar bulunmakla beraber İslam alimlerinin genel görüşü peygamber olmadığı yönündedir. Kur’an’da Lokman Hekim’den Lokman Suresi’nde bahsedilir. Allah tarafından Lokman’a hikmet verildiği belirtilir. Oğluna verdiği öğütler anlatılır.

Lokman Hekim Efsanesi:

Lokman Hekim, inanışa göre bütün hekimlerin bilgesi, üstâdıdır. Her çiçeğin, her otun şifalarını bilen Lokman, ilaç yapar, dertlere devâ bulurmuş. Tüm dünyayı dolaşmış. Çukurova’ya gelince ovanın bereketine ve güzelliğine hayran kalarak Misis’e yerleşmiş. Çevredeki tüm hastaları iyileştirmiş. Artık hastalığın nasıl bir şey olduğunu unutan Çukurovalılar, ölümsüz hayatın peşine düşmüşler. Kendilerine ölümsüzlüğün ilacını yapmasını istemişler.

Lokman Hekim Çukurova‘nın her yerini dolaşmış, tüm bitkileri incelemiş.Günün birinde gece dolaşmaktan yorulmuş ve  çınar ağacının altında uyuyakalmış. Bir ara bir ses duymuş:

“Ey Lokman, artık araman bitsin, ben ölümsüz hayatın devâsıyım. Bundan böyle insanlara ve hayvanlara ölüm yok”.

Lokman Hekim, sesin geldiği bitkiye doğru yürüyüp koparmış. Bu arada Tanrı, Cebrail’e: “Yetiş Cebrail, Lokman ölümsüzlüğü bulursa bu insanların hâli ne olur?” demiş.

Bunun üzerine Cebrail, pir-i fani kılığında Misis Havraniye tarafına gelmiş. Misis Köprüsü’nün üstünde Lokman Hekimle karşılaşmış. Cebrail: “Selamün aleyküm.” dedikten sonra. Lokman’ın elindeki kitaba bakmak istemiş. Kitabı alıp coşkuyla akan Ceyhan Nehri‘ne atmış. Kitabın ardından Lokman da suya atlamış; ama bulamamış. Yaz gelip sular çekilince, ırmak boyunda aramaya devam etmiş. Sonunda kitabın sadece bir sayfasını, buğday tarlasında bulmuş. Bugünkü tıp biliminin, o günkü sayfadan geliştiğine inanılır. Yörede hâlâ, efsanenin izlerine rastlanılmaktadır. Kitabın bulunduğu arpa tarlasının toprağı kutsal sayılır. Çocuklarının karınları ağrıdığında bu toprağı ısıtıp beze sararak çocuğun karnına koyarlar.

 

Şahmeran Efsanesi Nedir?

Şahmeran, İran-Pers mitolojisinde rastlanan akıllı ve iyicil olarak tanımlanan bellerinden aşağısı yılan, üstü ise insan şeklindeki Maran adı verilen, doğaüstü yaratıkların başında bulunan ve hiç yaşlanmayan, ölünce ruhunun kızına geçtiğine inanılan varlık. Adı, Farsça yılanların şahı anlamına gelen “şah-ı meran”dan gelir. Ancak, Şahmeran’a ilişkin tüm efsanevi kayıtlar ve Şahmeran efsanelerine özgü tüm betimlemelerde varlık dişidir. Şahmeran’ın Akdeniz bölgesinin Tarsus ilçesinde yaşadığına inanılır. Şahmeran’ın Ceyhan ile Misis arasındaki yılan kalede yaşadığı söyleniyorsa da, efsaneye göre Şahmeran bir yeraltı ülkesinde yılanlarıyla birlikte yaşamaktadır. Aynı isimli bir efsane Mardin yöresinde de geçer. Bu yörede Şahmeran bir resimle tasvir edilir ve Şahmeran ustaları tarafından yapılan tablolar evlerin duvarlarını süsler. Şahmeran’la tanışan ilk insanın ismi bazı kaynaklarda Belkıya olarak geçerken, bazı kaynaklarda bu isim Camşab olarak değişmektedir. Kimi kaynaklarda ise Şahmeran’la ilk buluşan kişinin Lokman olduğu düşünülmektedir.

Şahmeran’ın öldürülmesi olayı, her değişik söylencede ortak sondur. Bu ortak sonun, yani Şahmeran’ın öldürülüşünün ana amacı insanın sağlık ve şifa bulmasıdır. Hatta bazı anlatımlarda Hekim’in Şahmeran ile karşılaşması uzun uzun anlatılmakta, şifa veren otların neler olduğu Lokman Hekim‘e Şahmeran tarafından söylenmektedir. Çukurova ve çevre illerde çok yaygın olan Lokman Hekim ve Şahmeran söylencelerinin değişik bir biçimi de İçel’de anlatılır. Hititler zamanında anlatılmakta olan İlluyanka Efsanesi’nde yılana benzeyen bir yaratık olan İlluyanka’nın Fırtına Tanrısı ile olan savaşı anlatılmaktadır. Şahmeran Efsanesi’ne kaynak olabilecek bir diğer mitolojik konu da “Medusa“dır. Yunan mitolojisinde Perseus tarafından başı kesilen Medusa fiziksel olarak aynı yılanlar kraliçesi Şahmeran’a benzemektedir.

 

Bir İdam Mahkûmunun Son Günü – Victor Hugo

Fransız bir şair ve yazar olan Victor Hugo, 1802 yılında dünyaya gelmiştir. İlk romanı 1831 yılında yazdığı  ‘Notre Dame’in Kamburu’dur. Çok sayıda şiir, piyes ve roman yazarak dünya edebiyatının ölümsüz isimlerinden biri haline gelmiştir.

1861’de yazdığı ‘Sefiller’ romanıyla tüm dikkatleri üstüne çeken Victor Hugo, Paris’te bir kahraman olarak tanınmıştır.

26 yaşındayken kaleme aldığı Bir İdam Mahkûmunun Son Günü roman, adından anlaşıldığı üzere idam cezasını eleştiren, insani ve etik boyutlarını göz önüne koyan bir eserdir. Birinci tekil kişi ben ile yazılan ilk roman özelliğini taşıyan eser, bir çeşit zihinsel otopsi tarzındadır.  Romanı henüz okumayanlar için en güzel alıntıları sizlerle paylaşıyoruz.

Örnek göstermek gerek! Suçluları bekleyen kaderi izleterek onları taklit etmeye kalkışacakları korkutmak gerek!

*

Çok acı !Karşınızda duran ,sizi görüp size bakan ,sizinle konuşan ,sizi cevaplayan,fakat sizi tanımayan birini dünyanın yegane varlığı olarak tutkulu bir şekilde ,bütün kalbinizle sevmek !

*

İşte hiçbiri benden nefret etmeyen , hepsi benim için üzülen ve isteseler kurtarabilecek olan bu adamlar babana bunu yapacaklar. Marie, beni öldürecekler, bunu anlıyor musun ? Hem de her şeyin düzene girmesi için törenle, soğukkanlılıkla! Aman Tanrım !

*

Bencilliklerin oluşturduğu bir bileşim en güzel toplumsal birliktelikleri yozlaştırıp yok eder.

*

Bazı anlar oluyor ki insan bir saç teliyle bir zinciri kırabileceğine inanıyor.

*

Delilik insanı yaşatır derler; en azından akıl acı çekmez; uyur, ölü gibi yaşar.

Ceren Özdemir’in Cani Katilinden Şok eden İfade; İnsan Avına Çıkmış!

Tüm Türkiye’nin yüreğini yakan, bir kez daha kadınların hedef olduğunu gözler önüne seren Ceren Özdemir’in öldürülmesi büyük yankı uyandırmıştı.  Ordu’da yaşayan balerin Ceren Özdemir, evinin önünde kalbinden bıçaklanarak hayatını kaybetmişti.

 

Ceren Özdemir’in katilinin Özgür Arduç isimli, iki kez cezaevinden firar eden bir mahkum olduğu ortaya çıktı.  20  yaşındaki genç kızı katleden cani, polislerin tüm uğraşları sonucunda olayın üstünden 2 gün geçtikten sonra yakalandı.  Katil zanlısı ifadesinde *Pişman değilim” derken, 4 sayfalık ifadesinde kan donduran açıklamalar bulundu.

“İnsan avına açıktım.”

“Birçok bayanı öldürmek için takip ettim. Ancak çevrede başka insanların olması nedeniyle olayı gerçekleştiremedim. Bu amaçla bir dükkanın önünden geçerken bıçağı çaldım. Olay günü Süleyman Felek Caddesi üzerinde kızı gördüm, takip ettim. Evinin önüne geldiğimizde montumun cebindeki bıçağı çıkartarak, koluma soktum. Amacım, kızı öldürüp, çantasını almaktı. Bu sırada kız kapı ziline bastı. Üst kat camından bir bayanın baktığını gördüm. Kapı açılınca kız içeri girdi. Ben de arkasından ‘Bakar mısınız, burada Metin diye biri oturuyor mu?’ dedim. Bana dönmesiyle birlikte bıçağı rastgele iki defa sapladım. Koşarak oradan uzaklaştım. Sabah kendime yeni avlar aradım ama fırsat bulamadım.”

Hapisten firar ettikten sonra inşaatta kaldığını söyleyen katil zanlısı, Ceren Özdemir’i neden öldüğü sorusuna “Bıçakla öldüreceğim kişiler aradım ” diyerek yanıtladı.

“Burada yattım. Ertesi gün otogar civarına geldiğimde polisler beni yakaladı. Bu arada vatandaşlar bana saldırdı. Polisler beni kurtardı ve araca bindirdi. Polislerden birinin yanında arka koltukta oturdum. Bu sırada polisin boğazına sokmak için bıçağı cebimden çıkardım. Polis bu sırada bana döndü. Tam bu anda bıçağı göğsüne sapladım. Bıçakla ikinci kez hamle yapacağım sırada polis engel oldu. Aracı kullanan polis durdu ve bana müdahale etti. Bu sırada onu da parmağından yaraladım. Yaptıklarımdan pişman değilim.”

Yetiştirme yurdunda büyüdüğünü ve bir görevliden işkence gördüğünü bildiren Arduç, asıl amacının onu öldürmek olduğunu söyledi.

“Ordu’da yetiştirme yurdunda kaldığım dönemde bir görevli bana işkence etti. Cezaevinden kaçarak bana işkence yapan görevliyi öldürmek için aradım. Fakat onu bulamadım. Uyuşturucu almıştım. Onun tesiriyle daha önceden tanımadığım Ceren’i yolda görerek peşine takıldım. Uzun süre takip ettim ve bıçakladım. Silah bulsaydım çok daha kişi öldürecektim”