Kelime Kökeni: Arapça
– Aklama, temize çıkma, suçsuz olduğunun ortaya çıkması
Cümle içinde kullanımı: “Yeğenim mahkeme tarafından ibrâ edildi, bende rahat bir nefes alabildim sonunda. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Aklama, temize çıkma, suçsuz olduğunun ortaya çıkması
Cümle içinde kullanımı: “Yeğenim mahkeme tarafından ibrâ edildi, bende rahat bir nefes alabildim sonunda. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Göz yaşı akıtma, ağlama, ağlamak eylemi
Cümle içinde kullanımı: “Niçin ibtika edersin be küçüğüm, yazık değil mi bu yaşlara?”
Kelime Kökeni: Arapça
– Peşpeşe iade etmek, sırasıyla geri çevirmek
– Kuşlar, omurgalı hayvanlardan geniş bir grup
Cümle içinde kullanımı: “Yaz bitimine yakın göçmen tuyûr sürüleri semayı süsleyecek.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Açık gri mavimsi metal, Çinko
– Gözleri öne çıkarmak için çekilen sürme
Cümle içinde kullanımı: “Peçenin ardında görünen tûtiyâ sürdüğü kara gözlerinde tereddüt yoktu.”
Kelime Kökeni: Fransızca
– Konuşma ve şarkı söyleme anında doğru tonu ayarlayarak sesin yüksekliğini, alçaklığı ve derecesini denetleyebilme, tam sesi verebilme
– Cümlenin yapısına göre kelimelerde, hecelerde ve büyük kelime gruplarında seslerin yükselerek alçalması, dinleyicilere konuşmacı tarafından ses perdesiyle duyguları geçirebilme
Cümle içinde kullanımı: “Sertap Erener’in eğitimli bir ses olduğu şarkı söylerken harika bir entonasyon gösterisi yapmasından belli. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Yer tutan kimse, yerleşmiş, yer edinen
Cümle içinde kullanımı: “Yörükler Toros dağlarını cay-gîr edinir, yazı yaylalarda geçirirlerdi. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Gereğinden fazla inkarcı
– Yahudi
Cümle içinde kullanımı: ” Tanrı beni sizn gibi cahudı kişilere mecbur etmesin tek temennim bu!”
Kelime Kökeni: Arapça
– Böbürlenen kişi, fazla kibirli, çok gururlu
Cümle içinde kullanımı: “Dünyaya da kendine de çok güvenme, cahhaf olsan da kara toprağa gireceksin.”
Kelime Kökeni: Eski Türkçe
– Osmanlı ve eski Türkçe de Farsça isim ve sıfat tamlamalarında kullanılan dilbilgisi unsuruna izafet kesresi adı verilir. İzafet kesresine göre Farsça tamlamalarda önce tamlanan sonrasında tamlayan gelmektedir.
İzafet’in kelime anlamı yakın etmek, katıştırmak manasına gelirken, iki Farsça ismini birleştirerek tamlamalar izafet kesresi (-i,-ı) ile yapılmaktadır.
Örnek: Hâne-i peder, Dîde-i giryân, Şu’arâ-yı Osmâniyye
Kelime Kökeni: Farsça
– Öğretici, öğrencilere ders veren öğretmen
Cümle içinde kullanımı: “Talebeleri bilim, sanat ve bilgiyle donatan tüm amuzgarlara münnettarız. “